|
|
AŞK BENCİLDİR
|
‘Seni
seviyorum’ diyebilmek için ilk önce ‘ben’ demeyi bilmek gerekir |
Romantik
aşk o insanın en büyük ödülüdür. Romantik aşkı tam manasıyla yaşamaya muktedir
olabilecek tek insan bütün ihtirası işi olan adamdır. Çünkü aşk bir erkeğin veya
kadının karakterinde sahip olduğu en köklü değerlerden dolayı kendisine karşı
duyduğu saygının bir ifadesidir. İnsan bu değerleri paylaştığı kişiye aşık olur.
Eğer insanın açıkca tanımlanmış değerleri ve ahlaki bir karakteri yoksa başkasını
da takdir edemez. Bu açıdan, Pınar’dan okuyucular tarafından sürekli atıfta bulunulan
bir alıntı yapmak istiyorum:" ‘Seni seviyorum’ diyebilmek için ilk önce ‘ben’
demeyi bilmek gerekir"
Kişinin kendi mutluluğu en yüksek amaçdır ve fedakarlık
gayri ahlakidir.Bu ilke başka herhangi bir konuda olduğundan fazla aşkta geçerlidir.
Eğer aşıksanız, bu aşık olduğunuz kişinin siz ve hayatınız açısından büyük kişisel
ve bencil bir öneme sahip olduğu anlamına gelir. Eğer kişiliğiniz yoksa, birine
aşık olmanız o kişiyle beraber olmaktan ve onun varlığından hiç bir kişisel keyif
ve mutluluk almadığınız, olsa olsa onun size olan ihtiyacına acıyarak kendinizi
onun isteklerine feda ettiğiniz anlamına gelebilir. Hiç kimsenin böyle bir durumdan
dolayı gurununun okşanmayacağını veya böyle bir anlayışı kabul etmeyeceğini belirtmeme
gerek yok.
Aşk kendini bir başkası için feda etmek anlamına gelmez. Aşk kendi
ihtiyaç ve değerlerinizin en kapsamlı şekilde dışa vurulmasıdır.
Aşık olduğunuz
insana kendi mutluluğunuz için ihtiyaç duyarsınız ve bu ona bahşedebileceğiniz
en büyük iltifat ve onurdur.
|
Seks:Aklı
olmayan bir vucudu feth etmek değildir!
|
|
Seks
çok ciddi bir ilişki sonucu ortaya çıkmalıdır.
Çünkü seks:
İnsanın kendine olan
saygısının ve kendine biçtiği değerin ifadesidir. |
Seçici
ve ayrımcı olan bir seks hayatının düşkünlük olmadığını söyleyebilirim. Düşkünlük
hafif ve üstünkörü ele alınan bir eylemi niteler. Ben seksin insan hayatının en
önemli unsurlarından biri olduğunu ve hiç bir zaman hafif ve üstünkörü bir tavırla
ele alınmaması gerektiğini savunuyorum. Cinsel ilişki insanoğlunun sahip olduğu
en yüksek değerlere dayanarak yapıldığı zaman uygundur. Seks karşı tarafın sahip
olduğu değerlere verilen bir karşılıktan başka bir şey olmamalıdır. Bu yüzden
önüne gelenle girilen ilişkileri ahlaksız olarak nitelendiriyorum. Seksin kendisi
kötü olduğu için değil, tersine seks çok iyi ve önemli olduğu için. Seks çok ciddi
bir ilişki sonucu ortaya çıkmalıdır. Bu ilişkinin bir evliliğe dönüşüp dönüşemeyeceği
duruma ve konu olan iki insanın hayatlarının seyrine bağlıdır. Evliliği, iki taraf
da hayatlarının sonuna kadar beraber olmayı isteyebilecekleri insanı buldukları
zaman –ki hiç kimse bundan otomatik olarak emin olamaz- çok önemli bir kurum olarak
kabul ediyorum. Taraflar nihai tercihlerine ulaştıklarından emin olurlarsa evlilik
elbette arzu edilen bir durumdur. Fakat bu, tarif edilen mutlak kesinlikten daha
azı üzerine kurulan herhangi bir ilişkinin uygunsuz olduğu anlamına gelmemelidir.
Bir ilişki veya evlilik kararı ile ilgili sorunun sadece konuyla ilgili tarafların
durumlarına ve bilgilerine bağlı olduğunu ve kararın onlara bırakılması gerektiğini
düşünüyorum. Çiftler karşılıklı olarak ilişkilerini ciddiye alıyorlarsa ve ilişkileri
ahlaki değerler üzerine kuruluysa her iki durum da ahlakidir.. Seks insanın kendine
olan saygısının ve kendine biçtiği değerin ifadesidir. Fakat kendini değerli bulmayan
bir erkek bu ilişkiyi tersine çevirmeye çalışır. Kendine olan saygısını cinsel
fetihlerinin ona kazandırmasını bekler; ki bu imkansızdır. Kendi değerini onu
değerli bulan kadınların sayısından anlayamaz. Buna rağmen bu umutsuz uğraşıda
ısrar eder. Öncelikle, insanoğlunun güdüleri yoktur. Fiziksel olarak seks sadece
bir kapasitedir. Fakat insanın bu kapasiteyi nasıl kullanacağı ve kimi çekici
bulacağı kendi ahlaki değer standartlarıyla ilgili bir şeydir. Tercihlerini kontrol
eden, bilinçli veya bilinçsiz olarak sahip olduğu önkabullerine bağlıdır. Bu şekilde
kişisel felsefesi cinsel hayatını yönlendirir. Kişi belirli bir tip fiziksel mekanizmaya
ve ihtiyaçlara sahiptir. Fakat bunları nasıl, hangi yoldan tatmin edeceğinin bilgisine
sahip değildir. Mesela insanın yiyeceğe ihtiyacı vardır. Açlık hissi duyar. Fakat
önce bu hissi açlık olarak tanımlayıp sonra yiyeceğe ihtiyacı olduğunu ve nasıl
yiyecek elde edebileceğini öğrenene kadar aç kalacaktır. İnsan dünyaya belirli
fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarla gelir. Fakat aklını kullanmadan bunları ne
keşfedebilir ne de tatmin edebilir. İnsan rasyonel bir varlık olarak kendisi için
neyin doğru neyin yanlış olduğunu keşfetmek zorundadır. Sözde dürtüleri ona ne
yapması gerektiğini söylemeyecektir. |
|
Kendinden
tiksinen insan, özsaygısını cinsel serüvenlerden kazanmaya çalışır. |
Aklın
yerine, akıl ürünlerini çalıp onları koymak isteyen adamlar...Kendinden tiksinen
adam da, özsaygısını cinsel serüvenlerden kazanmaya çalışır. Buda yapılamaz, çünkü
seks bir neden değildir, insanın kendi değerleriyle ilgili kanaatinin bir etkisi
ve ifadesidir. Aslında ikisi de aynı konu...
Paranın maddesel kaynaklardan
geldiğini, zihinsel bir kökü ve anlamı olmadığını düşünen insanlar...
Aynı
zamanda ve yine aynı nedenle, seksin de fiziksel bir kapasite olduğunu, zihinle,
seçenekle ve değer sistemleriyle ilgili olmadığını düşünürler. Bedeninizin bir
arzu yarattığına ve seçimi sizin yerinize yaptığına inanırlar. Demir cevheri kendiliğinden
tren rayı haline geliyormuş gibi, aşkın gözü kördür, derler. Seks mantığa bağışıktır
ve tüm filozoflarla alay eder, derler. Oysa aslında bir erkeğin cinsel seçimi,
kendi temel inançlarının sonucu ve toplamıdır. Bana bir erkeğin neyi çekici bulduğunu
söyleyin, bende size o adamın tüm hayat felsefesini söyleyeyim. Bana onun hangi
kadınla yattığını gösterin, size o kişinin kendini nasıl değerlendirdiğini bir
bir sayayım. Ona kendi benliğini silmenin bir sevap olduğuna dair ne saçmalıklar
öğretilmiş olursa olsun, seks tüm eylemler içinde en derin bencillik içerendir.O
eylemi ancak ve yalnızca kendi zevki için yapacaktır. Bunu kendini silerek, bir
iyilik, bir ilham, bir ihsan olarak yapmayı düşünebiliyor musunuz? Kendini alçaltarak
yapılmaz, ancak kendi zevkiyle, arzulandığını ve arzulanmaya layık olduğunu bilerek
yapılabilir. Ruhu çırılçıplaktır o anda. Tıpkı vücudu gibi. Kendi gerçek egosunu,
değer standardı olarak kabul etmektedir. Ona çekici gelecek kadın, kendi en derin
vizyonunu yansıtan kadın olacaktır. O kadının teslim olması, ona bir özsaygı duygusu
yaşatacaktır ya da böyle olduğuna inanacaktır. |
|
Kendi
değerinden emin olan ve bundan gurur duyan adam, bulabildiği en yüksek kadın tipini
isteyecektir. |
Beğeneceği
kadın güçlü olacak, fethetmesi zor bir kadın olacaktır, çünkü ancak bir roman
kahramanını fethettiği zaman bunu bir başarı sayabilecektir, beyinsiz bir sürtüğü fethetmeyi başarı saymayacaktır. Onun aradığı, kendi değerini bulmak değil, kendi
değerini ifade etmektir. Zihnin standartlarıyla bedeninin arzuları arasında hiçbir
çelişki yoktur. Ama kendi değersizliğine inanan adam da en nefret ettiği kadın
tipini cazip bulur, çünkü o kadın onun gizli benliğinin yansımasıdır. Kendisinin
sahtekar olduğu yolundaki objektif gerçekten o kadın sayesinde kurtulur. Kadın
ona bir aylığına bir değerlilik hayali kazandırır, o da kendi benliğini lanetleyen
ahlak sisteminden bir süre kurtulmuş olur. Çoğu erkeğin kendi hayatını nasıl çirkin
biçimde mahvettiğine bakın. Manevi felsefemiz dedikleri çelişkiler karmaşasına
bakın. Biri diğerini getiriyor.. Aşk bizim en yüce değerlerimize cevaptır...Başka
bir şey de olamaz. Bir erkek kendi değerlerini ve varoluş görüşünü yozlaştırırsa,
aşkın zevk değil, kendini reddetme olduğunu savunmaya başlarsa, iyilik ve sevap
denilen şeyin gurur değil, acıma, acı, zaaf ve fedakarlık olduğunu söyler, en
soylu sevginin beğenmekle değil, sadakayla başladığını, değerlere cevap olarak
değil, kusurlara cevap olarak doğduğunu söylerse, kendini ikiye bölmüş sayılır.
Bedenine söz dinletemez. Seviyorum dediği kadının karşısında iktidarsızlığa düşer,
bulabildiği en bayağı orospuya doğru kayar. Bedeni her zaman en derindeki inançlarının
nihai mantığını izleyecektir. Kusurların sevap olduğuna inanırsa, varoluşu kötü
diye damgalamış sayılır, kendisinin ancak yozlaşmışlıklardan zevk almaya layık
olduğuna inanır. Sevabı acıyla bağlamıştır, zevkin ancak günahlarda bulunabileceğini
sanır. Bu sefer, bedeninizin kötü arzuları olduğunu, zihninin bunları etkileyemediğini,
seksin bir günah olduğunu, gerçek aşkın katıksız bir ruhsal duygu olduğunu haykırmaya
başlar. Ondan sonra da, aşk neden bana yalnızca can sıkıntısı getiriyor, seks
de yalnızca utanç getiriyor diye merak eder. Para ve seks, ikisinin aynı şey olduğunu
anlıyorsunuz değil mi? |
|
"
Kavrayamadığı varoluşta; kendisini çaresiz bir yaratık " olarak gören bir
insan: Önce kendisinden tiksinmeye mahkum olur. |
Hayatını,
maddeyi zihninin ihtiyacına göre biçimlendirmeye adamış bir adam ise, fiziksel
eylemde ifade bulmamış bir fikrin değersiz bir sahtelik olduğunu, platonik aşkın
da aynen öyle olduğunu bilir. Bir fikrin güdümünde olmayan fiziksel eylem nasıl
sersemlerin kendini kandırma biçimiyse, kişinin değerler sisteminden kopuk bir
seks de öyledir. İkisi de aynı konu...Aşkın saflığını arzudan koparan insan, aşksız
arzunun ahlaksızlığına da inebilen insandır. Ama çevrenize bakınca, çoğu insanların
ikiye bölünmüş yaratıklar olduğunu, bir o yana, bir bu yana savrulup durduğunu
görürsünüz. Bir yarı, paradan, fabrikalardan, gökdelenlerden, kendi bedeninden
nefret eden adamdır. Hayatın anlamı ve iyi bir insan olmanın gereği olarak, akıl
almaz konularla ilgili tanımlanmayan duyguları ön plana çıkarır. Umutsuzca çığlıklar
atar, çünkü saygı duyduğu kadına karşı hiçbir şey hissetmemekte, çirkefler içindeki
yosmaya karşı konmaz bir ihtiras duymaktadır. İnsanların idealist dediği biridir
o. Öbür yarı ise herkesin pratik insan dediği kişidir. İlkelerden, soyutluklardan,
sanattan, felsefeden, hatta kendi aklından tiksinen adamdır. Maddesel objeler
elde etmeyi, kendi varlığının en önemli amacı sayar. Bunların nedenini ya da kaynağını
düşünme gereğine gülüp geçer. Bunların kendisine zevk vermesini bekler. Daha çoğunu
elde ettikçe neden daha az zevk almaya başladığını görünce şaşar. İşte vaktini
kadınları kovalamaya harcayan adam, o adamdır. Kendine yönelttiği üç kandırmacaya
bir bakalım. Bir kere, özsaygı ihtiyacını kabullenmez, çünkü ahlaki değerler gibi
kavramları küçümser. Ama beri yandan, kendini bir et parçası saymaktan ötürü,
kendine büyük bir tiksintiyle bakmaktadır. Seksin kişisel değerlere bir saygının
fiziksel ifadesi olduğunu kabullenmese de, aslında bilmektedir. Bu nedenle, öyleymiş
gibi davranarak, sebep sayılması gereken şeye ulaşma çabasına girer. Kendine
saygıyı, ona teslim olan kadınlardan kazanmaya çalışır, ama seçtiği kadınların
karakteri de, yargısı da, değer standardı da olmayan kimseler oluşunu görmezden
gelir. Kendine yalnızca fiziksel zevk peşinde olduğunu söyler, oysa bu kadınlardan
bir haftada, bazen bir gecede bıkar. Profesyonel fahişelerden tiksinir, temiz
bakireleri baştan çıkardığına dair hayaller kurar. Bu onun hep aradığı, ama hiç
bulamadığı başarıdır: |
| |
Oysa:
Aklı olmayan bir vücudu fethetmekte ne şeref var ki?
|
|
AYN RAND'ın MAKALELERİ:
|