AYN RAND'dan
Siyasi yönetimlerin en sevmediği şeylerin başında bireyin bağımsızlığı ve egonun vizyonu gelir. Egonuzu ve kimliğinizi siyasi yönetimlere karşı koruyun.
İnsan önce Tanrı'nın tutsağıydı. Zincirlerini kırdı. Sonra kralların tutsağı oldu. Yine zincirlerini kırdı. Artık hiçkimsenin tutsağı olmamalı.
AYN RAND
Objektivizmin
kıstası: AKIL ve REALİTEDİR Objektif Şeyler: İnsanın " duygu-düşünce-hülya ve kişisel
çıkarlarından " bağımsız olarak, yani " neyse o olarak " var olan şeylerdir. Fiziksel bilimler, işte bu nedenle " Objektif
Kriterleri " temel alır. Bu nedenle felsefe de " Objektif
Kriterleri " temel alan bir bilimdir.Bu anlamda OBJEKTİVİZM:
Objektif kıstasları temel alan, " DOĞRU'dan yana - YANLIŞ'a karşı
TARAF " olan bir felsefedir.
Bireyi
temel almayan hiçbir sistem kalıcı, verimli ve doğru olamaz.Kolektivizm
ve toplumculuk,subjektif bencilliğin maskesidir.Din-devlet-milliyet-sağ-sol,
hangi kılıkta olursa olsun, kolektivizm:Bunlar adına bireyden “çıkarlarından
fedakarlık” beklerken, “akıl-emek ve riski” inkar ederek, bireyi sömürmekten
öte bir amaç taşımaz. Bireyi itaat etmesi gereken bir kul-köle olarak
görür. Haydut-bürokrat-partili yamyamlar işte böylesi sistemlerde ön
plandadırlar. Bunlar fırsatları değil, “insanları” eşitlemeye çalışırlar.
Amaçları sefaletin kalkması değil,sefaletin felsefesini yaparak, aklımızı
felç etmektir. Hiçliği-kulluğu-itaati-kamusal,dinsel v.s fedakarlıkları-zorbalığı
öne çıkararak bireyin aklını felç ederek onun tercih haklarını gaspeden
böylesi felsefeciklerin tuzağına düşmekten, ancak objektif bir felsefeye
sahip olarak korunabiliriz. Yoksa bu yavuz hırsızlar her zaman ev sahibini bastırırlar.!!!
Mesela “sosyal devlet” edebiyatı ile 30 milyar dolarlık telekomu sattırmayı
engelleyip devleti yüzde yüz zarara sokar; bol keseden dağıtıp kamu
açıkları oluşturur,yerli-yabancı sermayeyi kaçırtır, böylece devleti
borç batağına sokup, yüksek faizle borç alma mecburiyetine sokar, sonrada
“rantiyeciler” edebiyatına yatarak, devletin çamura yatmasını yani konsilidosyon
yapmasını isterler. Sebeplerin değil sonuçların peşinde koşarak milleti
kör kendilerini alim sanan bu aklıevvel budalalar, ne yazık ki egemendirler.
Hepsi “devleti kurtarma” edebiyatı ile başa gelip onu yeme peşindedirler.
Öyle ya “ya devlet başa, ya kuzgun leşe ..!”...
İNSAN BİLGİSİNİN TEK ARACI “MANTIK” dır.
Objektivizm insanın gerçekliği algılamak ve eylemlerine yol göstermek
için tek aracın MANTIK olduğunu savunur. Mantık, insanın duyularıyla
elde ettiği bilgileri tanımlayan ve düzene sokan işlemdir. Mevcudiyet
duygu,his, dilek, umut ve korkularımızdan, bağımsız olarak vardır.MANTIK
insanın hayatta kalmak için en temel aracı,AKILCILIK ise en yüksek erdemidir.
Aklını kullanarak gerçekliği algılamak ve ona göre eylemlerde bulunmak
insanın en ahlaki zorunluluğudur. Bu anlamda kendine yakışır bir şekilde
hayatta kalması için gerekli herşey, insan için etik değer standartıdır.Ne
kendisini nede başkalarını feda etmeyen insan,eylemlerinin tercihinde
sorumluluk sahibi olduğunun da bilincinde olur. İnsanı tercih hakkı
olmayan,“yaradılıştan” suçlu kabul edenlerin kavramsal çelişkisi ,insanı
suçluluk duygusu içine hapseder.Tercihlerini ahlaka uygun kullanan insan
ise hak etmediği bir suçluluk duygusunu kabullenmez. “Yaratıcı inancı”
ile süre giden ahlaksızlık,soygun,jenosit ve savaşların önlenemediği
gün gibi aşikardır. Rasyonel delillere rağmen ve rasyonel yollarla ispatlanmayan,
yalnızca “iman” yoluyla kabul edilen inançlar bütünü olan “dogmatizm”
, MANTIĞIN bastırılmasını ve bireyi kollektif bir bütünün kurbanı olarak
gösterir.
Böylesi
dogmatik, kollektivist felsefe ve dinlerin bir sefalet imkansızlık ve
umutsuzluk kültüründen başka bir şey yaratamamış olması da gün gibi
ortadadır. İnsanın çaresiz, kaderine mahkum bir mahlukat olduğunu öne
sürerek onun aklını ve mantığını inkar eden böylesi mistiklere verilecek
en güzel cevap: “En yüce değerlerimizin: Mantık, Üretici amaç ve Kendine
saygı”olduğunu söylemektir.
Akılcı davranmak demek gerçeğe uygun davranmak demekdir.
Duygular algılamanın aracı değildirler. Hislerimiz gerçeği anlatmaz,
onlar gerçekler hakkındaki tahminlerimize dair izlenimlerdir. Duygular
değer yargılarımızın sonucudurlar. Gerçeği reddederek eylemlerde bulunmak
sadece yıkım getirir. Duygular sebep değil sonuçturlar. Mantığı ile
duyguları arasındaki ilişkiyi doğru kurabilen insan, bu ikisi arasında
bir çatışmaya, ya birini ya ötekini seçmek zorunda kalmaz. Yanıldığında
çaba harcar eğer ön kabulleri yanlış ise düzeltir. Mantık-duygu dengesini
kuran insanın bilinci mükemmel bir uyum içinde olur. Duygular düşmanı
değil hayattan keyif almasını sağlayan araçlardır. Fakat rehberi duyguları
değil aklıdır. Tersi davranış her ahlaksızlığın nedenidir ve bu kendine
zulüm , başarısızlık ve yenilgiden başka bir sonuç doğurmaz. Kendisini
ve başkalarını mahvetmekten başka bir şeyi de başaramaz. Sağcı-solcu-dinci-milliyetçi
tüm bu kollektivist felsefelere karşı OBJEKTİF BİR FELSEFE birey için
ekmek-su-oksijen kadar önemlidir.
Bunların insanı kullanılacak bir robot -bir hiç- tercih hakkı olmayan
bir varlık- alınteri, göznuru ve alınan risklerin sonucu üretilen değerleri
ve zaferleri “tanrısal-kamusal veya toplumsal lütuflarmış” gibi göstermek
istemeleri, BİREYİN MUZAFFERLİĞİNE duydukları nefreti dile getiren akıl
dışı uydurmalardır. Gelişim,değişim ve devrimlerin lokomatifi olan;
çalışkan-üretken ve kahraman bireyleri takdir, bunların lügatinde yoktur,
ancak
bunları göz boyamak için, bayramdan-bayrama anmaya da mecbur kalırlar.
Felaketi yaratıp, sonrada bunun “tellallığını” yapmak gibi bir aczin
içinde olmak,
böylesi felsefeciklerin ortak noktasıdır.
Ancak sonuçları ustaca kullanarak, sebeplerin üstünü küllemektede üstlerine
yoktur. Başkalarını suçlamak-tesadüflere sığınmak-sol gösterip sağ vurmak-
ve daha binbir suratla, işin içinden-ama özünde milletin bilinçsizliğinden-
sıyrılmasını becerdiklerini sanırlar. Ama sonuçta uydurdukları masallar
ayaklarına dolanır kalır. Ne hitler ne stalin ne de osmanlı var kalmayı
beceremedi. İşte gerçek de bu, mızrak çuvala sığmaz ..!
Bitki olduğu yerde SABİT beslenerek, hayvan AVLANARAK, insansa AKLI
ile var kalabilir. Akıl dışı yamyamlıklar ile elde edilen ganimetler
ise asla kalıcı olamaz .. OBJEKTİVİZM bireyin mutlu, sağlıklı, huzurlu
ve üretken olmasını sağlarken; yamyamların provakasyonlarına kapılmamızı
da önler .. Suni , yapay bölünmeleri kaldırarak “böl-yönet” tuzağını
da bozar .. Objektivizm, insanın kendi içinde tutarlı, dürüst ve rasyonel
bir yaşam tarzına sahip olmasını sağlamayı amaçlayan bir felsefedir...