![]() ![]() |
Mine Kılıç |
||
Bu yıl Ayn Rand okuyun 2004’te
kendime yaptığım en önemli yatırım Ayn Rand’ın kitaplarını okumak oldu.
(Kitaplar Sinan Çetin’e ait Plato Yayınları tarafından basıldı). Rand, Ekim Devrimi’nin ardından ABD’ye göç eden Rus asıllı bir filozof. Objektivizm felsefesinin kurucusu. Aristo’dan sonra gelmiş en büyük ‘rasyonel filozof’ olarak tanımlanıyor. Felsefesini anlattığı en önemli eserleri ‘Atlas silkindi’ ve ‘Hayatın kaynağı’. Onlar dışında okunması gereken kitaplarından biri ise kısmen felsefesini ve hayatından bir bölümü anlattığı ‘Yaşamak istiyorum’. Bu kitaplar, dili, kurgusu, akıcılığı ve elbette içeriğiyle okuyan herkesin hayatını değiştiriyor. Benim gibi bir sürü insan bu kitapları okuduktan sonra bir-iki tane değil onlarca satın alıp çevresine dağıtıyor. Önüne gelen herkese Rand’ın görüşlerini aktarıyor. Felsefesi,
görüşleri, kendisiyle yapılan röportajlar, Rand’ın felsefesi insanın gerçekliği algılamak ve eylemlerine yol göstermek için tek aracının mantık olduğunu savunuyor. Rand, insanın ahlaki zorunluluklarının aklını kullanmak, gerçekliği algılamak ve ona göre eylemde bulunmak olduğunu söylüyor. Objektivist ahlaka göre özünde, insan kendi iyiliği için yaşıyor. Kişisel mutluluk en yüksek ahlaki amaç ve bunu ne kendimiz ne de başkaları için feda etmemiz gerekiyor. Yani ‘yurdum insanının’ anlatımıyla ‘kendine hayrı, kendine saygısı, hayatta bir amacı olmayan birinin başkalarına da bir faydası olamıyor’. Rand, ‘Kötülük insanın gerçeklikten kaçmasının sonucudur’ diyor. Çünkü amaçsız insan dürtüleriyle hareket ediyor. İnsanın hayatını kontrol etmesi için üretken bir amacı olması gerekiyor. Rand soruyor: ‘Dünyayı sırtında taşıyanlar bir gün greve gitmeye karar verirlerse, dünya neye benzer? Böylesi bir grevde dünya üzerindeki tüm yağmacı, çapulcu, avantacı, otlakçı, parazit ve anaforcular ne yapar? Akıl ve her meslekte üretici zekaya sahip insanların, işi bırakarak ortadan kaybolması ile dünya neye benzer?’ Ve yanıtlıyor: ‘Tarihinde greve gitmeyen tek bir insan türü var. Yaratıcı ve üretici... Yani ‘BEN’. Diğer tür ve sınıftaki insanlar canları istediği zaman çalışmayı bırakıyor, isteklerini haykırıyor, kendilerinin insanlık için vazgeçilmez olduklarını belirtiyor. Promete ateşi hediye ettiği insanlar tarafından yakıldı. Edison ampulü bulurken, karısı tarafından, toplum ve ailesi ile ilgilenmeyen bir anti-sosyal olarak suçlandı. Bireysel akıl, kalabalıkların onaylamadığı bir büyük güç her çağda saldırıya uğradı. Kalabalıklar, yaratıcı bireye saldırırken ellerindeki silahı hep iyilik, fedakarlık, hayırseverlik kurşunlarıyla doldurdular. Ve hep yaratılan değerleri üleşmek, bölüşmek, paylaşmak istediler. Tüm bunlara rağmen, ‘yaratıcı ve üretici BEN’ler dünyayı ayakta tuttu ve yaşanır hale getirdi. Bunun bedeli olarak aforoz edildi, işkence gördü ama hiçbir zaman insanlığı yalnız bırakmadı.’ 2005’tekendinize yatırım yapmak, çevrenizde olup bitenleri dahalamak, ‘ben’ olmanın keyfine varmak istiyorsan hemen bir kitapçıya gidin ve Rand’ın tüm kitaplarını alıp okuyun.
|
||
![]() ![]() ![]() |
||
|
||
Bütün duvarları yıkın Annem Tek Başına Maça Gitti Beyaz yayınları Şimdi şöyle bir düşünün.. Kafanızın içinde kaç tane duvar var? Ya yüreğinizde... Çok..Belki de sayamayacağınız kadar. Peki bu durumda yaşadığınız hayat kimin? Ne belirliyor onun sınırlarını, sizin istekleriniz mi, yoksa beyninizin, yüreğinizin içinde durmadan yükselen, belki de bazılarını kendi ördüğünüz duvarlar. Kılıç'ın ilk kitabı insanı, sorgulamaya, kendisiyle hesaplaşmaya, tüm bu duvarları yıkmaya kışkırtan denemelerden oluşuyor. yenibir.com ve Hürriyet İnsan Kaynakları'nadki yazılarından tanıdığımız Mine Kılıç, hiç sorgulanmadan kabul edilmiş yargıların yıkılması gerektiğini savunuyor denemelerinde. TVdizilerine yansıyan "kutsal Türk aile yapısından", kadınları zavallı mutfak mahkumları olarak gösteren reklam filmlerine, "güçlü erkek- güzel kadın" ikileminden "bas- bariton otoriteye" kadar pek çok şeyi sorguluyor. Ama Kılıç'ın hayırı öyle dogmatik, katı değil. Son derece esprili ve hayatın tam içinde. Yaşama farklı bir açıdan bakmak belki de kendi hayatınızın iplerini kendi ellerinize almak için iyi bir firsat. |
||