![]() ![]() |
||||||||||||||||||||
"Hayatım
ve ona olan sevgim üzerine yemin ederim ki asla başkalarının hatırı
için yasamayacağım, ne de onlardan benim hatırım için yasamalarını isteyeceğim.": John Galt |
Yanlış felsefeler:insanın kendisi için var olma hakkının olmadığını, diğer insanlara hizmet etmenin kendi varlığının tek gerekçesi olduğunu ve kendini feda etmenin insanın en yüksek ahlaki görev, erdem ve değer olduğunu iddia ederler. Bu iddianın nezaket, iyi niyet ve başkalarının haklarına saygı duyma ile ilgisi yoktur. Akıl dışı ahlakın temel mantığı: Kendini kurban etme, kendini reddetme, kendini yalanlama, kendini mahvetme anlamına gelen BEN'i kötülük standartı, BEN dışındakileri ise iyilik standartı olarak görme anlamına gelen KENDİNİ FEDA ETMEDİR. İşte bu felsefi anlayış aşağıdaki niçinlere dünyevi mantıklı cevaplar bulamaz: *İnsanlar niçin
başkaları için yaşasın? Akıldışı felsefe
savunucuları, işte bu sorulardan kaçmak için dünyevi olmayan, doğa üstü ve irrasyonel
olan mistizme sığınır. Çünkü ancak irrasyonel olan bir şeyde gerekçe aranmaz,
o sadece inançla kabul edilir. Bu nedenle mantık ve akıldışı felsefe çelişir.Mistizmi
ayakta tutanda işte bu akıldışı ahlak anlayışıdır.. Medeniyetse aklın ürünüdür.
Mistizmin kölesi olan bir akıl medeniyet değil karanlık üretir. Eski- yeni mistizmin
iki versiyonu vardır: Ruh ve beden mistikleri, yani "varoluş olmaksızın
bilince inananlar ve bilinç olmaksızın var oluşa inananlar. Her ikisi de önce
aklınızın teslim olmasını ister. Birisi ilhamlarını, diğeri reflekslerini öne
sürerek önce aklınızı teslim almak ister.."Onların tek amacı, "madde
olarak insan bedeninin köleleştirilmesi ve manevi olarak aklın yok edilmesi."
dir! Realitedeki -mevcudiyetteki,
evrendeki- herşey gibi, insan da, insan bilinci de, belirli bir kimliğe sahiptir:
belirli bir tabiatı, belirli ihtiyaçları vardır. Bu olgu yüzünden; insan bilincini
bütünleştirecek olan felsefe, aslen iki türlü olabilir: a) Realitenin ve insan
bilincinin tabiatını doğru teşhis ettiğinden, "doğru bir felsefe"dir;
b) Realitenin ve insan bilincinin, ya belirli bir tabiata sahip olmadığını zannettiğinden,
ya da bu tabiatı yanlış teşhis ettiğinden, "yanlış bir felsefe"dir.
Bir de, çeşitli konularda bu iki asli uç arasında gidip gelen felsefelerden
bahsedilebilir. Bütün önemli felsefeler; asli argümanlarını, genel olarak bu
iki uçtan sadece birisinde odaklaştırır. Felsefe, bir insanın
hayat hissini yerinden etmez; hayat hissi, o insanın değerlerinin otomatikman
bütünleştirilmiş hulasası olarak fonksiyon yapmağa devam eder. Fakat, felsefeye
sahip olan bir insanın duygusal bütünleştirmelerinin kriterini, felsefe belirler
-tanımı tam yapılmış, tutarlı bir realite anlayışına uygun olarak. Felsefeye
erişen bir insan,-hayat hissinin yönetimde olduğu dönemdeki gibi- sahip olduğu
değer-yargılarından, bilinçaltı vasıtasıyla, zımni bir metafizik türeteceğine;
artık, felsefe içinde mevcut, açık bir metafizikten, kavramsallık vasıtasıyla,
sahip olacağı değer-yargılarını türetir. Duyguları, tamamen ikna olduğu yargılarından
kaynaklanır. Zihin başa geçer; duygular takip eder. |