OBJEKTİVİZM=BEN
DOSTLUĞU
OBJEKTİVİST AHLAK
Aklın
insana has bir ahlakı vardır ve aklın ahlakının değer standardı İNSANIN
HAYATIDIR.
Kendine İlgi Duymanın Rasyonel Felsefesi: OBJEKTİVİZM
Objektivizm,
felsefi bir akımdır. Politika, felsefenin bir dalı olduğuna göre,
objektivizm de belirli politik ilkeleri savunur.
Özellikle " Laissez-Faire kapitalizm ", objektivizmin temel
felsefi ilkesidir.
Objektivistler, " muhafazakar " değil, kapitalizmin radikal
savunucularıdır ve asıl amaçları politika veya ekonomi değil,
insanın doğasını ve varlık nedenini incelemektir
İnsan zekası, onun asıl hayatta kalma aracıdır. Hayat ona bahşedilmiştir,
fakat hayatta kalma verilmemiştir. Ona bedeni verilmiştir, fakat bedeninin
beslenmesini devam ettirme verilmemiştir. Ona aklı verilmiştir, fakat
aklının içeriği verilmemiştir. Canlı kalmak için insan davranış da
bulunmalıdır ve davranış da bulunmadan önce hareketinin özelliğini
ve amacını bilmek zorundadır. İnsan yiyeceği hakkında ve onu nasıl
elde edeceği hakkında bilgi sahibi olmadan yiyeceğini elde edemez.
Amacı hakkında ve bu amacı nasıl başaracağı konusunda bilgi sahibi
olmadan bir çukur kazamaz. Hayatta kalmak için düşünmek zorundadır.
Fakat DÜŞÜNMEK tercihe açık bir eylemdir.
Umursamaksızın 'insan tabiatı' olarak adlandırdığımız şeyin anahtarı,
birlikte yaşadığımız ancak adını açıklamaktan dehşete düştüğünüz açık
sır, İNSANIN İRADEYE DAYALI BİLİNÇLİ BİR VARLIK OLDUĞU GERÇEĞİDİR.
Akıl otomatik olarak çalışmaz; düşünmek mekanik bir işlem değildir,
mantık bağlantıları içgüdüyle yapılmaz. Midenizin, akciğerlerinizin
veya kalbinizin fonksiyonu otomatiktir; fakat aklınızın fonksiyonu
otomatik değildir. Hayatınızın herhangi bir anında veya sorununda
düşünmeye veya bu iş den kaçınmaya özgürsünüz.
Fakat tabiatınızdan, sizin hayatta kalma aracınızın AKIL olduğu gerçeğinden:
Bu nedenle bir insan olan kendiniz için 'olmak ya da olmamak' sorusunun
'düşünmek ya da düşünmemek' olduğu gerçeğinden kaçmakta özgür değilsiniz
ve özgür olamazsınız.
İradi bilince sahip bir canlı otomatik bir davranış şekline sahip
değildir. İnsan, hareketlerine yol göstermesi için bir değerler sistemine
ihtiyaç duyar. 'Değer' kişinin kazanmak ve korumak istediği şey, 'erdem'
ise kişinin onu kazanma ve muhafaza etme eylemidir. Değerden, kim
için ve ne için değer? Sorusuna bir cevap vermesi beklenir. 'Değer',
bir alternatif karşısında bir standardı, bir amacı ve davranışın gerekliliğini
var sayar.
Alternatifler olmadığı durumda hiçbir değer söz konusu olamaz.
Evrende sadece bir temel alternatif vardır: Varolma ya da varolmama.
Ve bu sadece canlı organizmalara hastır. Cansız maddenin varlığı şartlara
bağlı değildir, yaşamın varlığı ise bağlıdır. Madde yok edilemez niteliktedir,
şeklini değiştirir fakat varolmaktan vazgeçemez. Sabit bir alternatifle,
yani yaşam veya ölümle yüz yüze olan sadece canlı bir organizmadır.
Yaşam bir kendini devam ettirme işlemidir ve kendinden kaynaklanan
bir hareket işlemidir. Eğer bir organizma bunu yapamıyorsa, ölür;
kimyasal elementleri kalır, fakat yaşamı varolmaktan çıkar. 'Değer'
kavramını olası yapan sadece 'Yaşam' kavramıdır. İyilik ve kötülük
sadece canlı bir varlık içindir.
Yaşamak
için bir bitki kendini beslemek zorundadır.
Onun ihtiyaç duyduğu güneş ışığı, su, kimyasallar doğanın onun hizmetine
sunduğu değerlerdir; onun yaşamı onun davranışlarını belirleye değerlerin
standardıdır. Fakat bitkinin davranışını tercih etmesi söz konusu
değildir; bitkinin karşılaştığı şartların alternatifleri vardır, fakat
onun fonksiyonunun alternatifi yoktur:Hayatını devam ettirmek için
otomatik olarak davranır, kendini yok edecek tarzda davranamaz.
Bir
hayvan hayatını devam ettirecek şekilde teçhiz edilmiştir.
Duyuları ona otomatik olarak bir hareket tarzı ve neyin iyi neyin
kötü olduğuna dair otomatik bir bilgi sunar. Bilgisinin yetersiz olduğu
durumlarda ölür. Fakat yaşadığı müddetçe bilgisine dayanarak hareket
eder, otomatik güvenlik ile tercih yeteneği olmayışı ile, kendi çıkarının
göz ardı edemez, kötüyü seçecek şekilde ve kendi kendini yok edici
şekilde davranmayı tercih edemez.
İnsan,
hiçbir otomatik hayatta kalma sistemine sahip değildir.
Onun tüm diğer canlı şeylerden farkı, alternatifler karşısında İRADEYE
DAYALI TERCİH yoluyla davranması gerekliliğidir. Onun için neyin iyi
neyin kötü olacağı hakkında, hayatının hangi değerlere bağlı olduğu
hakkında, hangi hareket tarzına ihtiyacı olduğu konusunda otomatik
bilgisi yoktur. Bir kendini koruma içgüdüsü gevezeliği mi yapıyoruz?
Bir kendini koruma içgüdüsü kesinlikle insanın sahip olmadığı bir
şeydir. Bir içgüdü kesin ve otomatik bir bilgi şeklidir. Bir arzu
bir içgüdü değildir. Bir yaşama arzusu size yaşam için gerekli olan
bilgiyi vermez. Ve insanın yaşama arzusu bile otomatik değildir:sizin
sahip olmadığınız arzunun bu olması sizin bugünkü gizli şeytanınızdır.
Sizin ölüm korkunuz bir yaşam aşkı değildir ve size onu muhafaza etmek
için gereken bilgiyi vermeyecektir. İnsanlar bilgilerini tabiatın
kendilerini mecbur kıldığı düşünme işlemiyle elde etmeli ve hareketlerini
böyle seçmelidir. İnsan kendini yok edecek şekilde davranma gücüne
sahiptir ve bu, tarihin büyük kısmında insanın yaptığı şeydir…
İnsana
rasyonel varlık denmektedir, fakat rasyonellik bir tercih konusudur.
Doğanın insana sunduğu alternatif, akıllı varlık veya intihar hayvanı
olmaktır. İnsan, tercihiyle İNSAN olmak zorundadır; hayatını, tercih
ederek bir değer olarak sürdürmelidir, tercih yoluyla ihtiyaç duyduğu
değerleri keşfetmeli ve kendi erdemlerini uygulamalıdır.Tercih
yoluyla kabul edilen bir değerler sistemi bir ahlak sistemidir:İçinizde
yozlaşmadan kalan, yaşayan kalıntıya, insan kalıntısına, AKLINIZA,
sesleniyorum ve diyorum ki: Aklın insana has bir ahlakı vardır ve
aklın ahlakının değer standardı İNSANIN HAYATIDIR.
İyi,
bir canlı varlığın hayatı için uygun olan her şeydir, kötü hayatı
yok eden her şeydir.
Kendi hayatı, bir insanın nihai değeridir. Başlı-başına bir amaç
olan bu değerin elde edilmesi ve/veya muhafaza edilmesi sürecini -zevkli
bir yaşam sürdürmek için gerekli olan faaliyetlerin, değerlerin, amaçların
seçilmesi sürecini- yöneten tek standart, insana-özgü-hayat'tır. Değer,
elde etmek ve/veya muhafaza etmek için uğrunda davranılan şeydir;
erdem, bir değeri elde etmekte kullanılan eylemdir. Her bir insanın
kendi nihai değerini (kendi hayatını) elde etmesinin, gerçekleştirmesinin
aracı olan üç temel değer: Akıl, Amaç ve Gurur-duyulacak-bir-kişilik'tir;
bunlara tekabül eden üç erdem ise: Rasyonellik, Üretkenlik ve Kendine-saygı-ve-güven'dir.
Bu değerler, tek başına elde edilemez, birbirleriyle bağlantılıdır:
İnsan hayatının merkezi amacı, bütün değerler hiyerarşisini belirleyen
merkezi değer, üretken faaliyettir. Akıl, insani üretkenliğin ön şartıdır,
onun kaynağıdır; insan, hem maddi ihtiyaçlarını gidermek, hem de gurur-duyulacak-bir-kişilik'e
sahip olmak için üretir; üreterek amacını gerçekleştirdikçe, aklına
olan güveni artar, kişiliğinden gurur duyar.
Kendine-saygı-ve-güven
erdemi, "ahlaki hırslılık" olarak da isimlendirilebilir.
Ahlaki hırslılık; bir insanın ahlaki mükemmelliğe erişerek, kendisini,
kendi nezdindeki en büyük değer haline getirmeyi hedef edinmesi demektir.
Ancak gediksiz bir rasyonelliğe sahip olmakla elde edilebilecek olan
ahlaki mükemmellik:
a) İcrası imkansız, irrasyonel bir erdemler sistemini asla kabul etmemek;
rasyonel olduğunu bildiği erdemleri icra etmeği ise, hiçbir zaman
ihmal etmemektir.
b) Hak etmediği bir suçluluk duygusunu asla kabul etmemek; suçluluk
duygusunu hak edecek bir işi asla yapmamak; suçluluk duygusunu hak
edecek bir iş yapmışsa, düzeltmek için elinden gelen herşeyi hemen
yapmayı asla ihmal etmemektir.
c) Karakterindeki herhangi bir kusura karşı asla pasif kalmayıp, onu
hemen düzeltmeğe girişmektir.
d) Hiçbir mülahazayı, arzuyu, korkuyu, ruh halini, kendine-saygı-ve-güven
ihtiyacının üstüne bir an için dahi koymamaktır.
e) Her ne sebep için olursa olsun, kurbanlık hayvan rolünü reddetmek;
münzeviliği, kendini horlamayı, kendini aşağılamayı, kendini küçültmeyi,
kendini feda etmeyi, bir erdem veya görev olarak vazeden her doktrini
reddetmek demektir.
Tabiatın
gerektirdiği gibi, insanın hayatı akılsız bir hayvanın, yağmacı bir
haydudun veya aylak bir mistiğin hayatı değil, canlı bir varlığın
yaşamıdır-bu zorbalık ve dolandırıcılık yoluyla değil, başarma yoluyla
bir yaşamdır- çünkü insanın hayatta kalması tek bir şeyin, yani aklın
sayesindedir.
İnsanın
hayatı ahlak standardıdır, fakat sizin kendi yaşamanız onun amacıdır.
Eğer dünyada varolmak sizin amacınız ise, hareketlerinizi ve değerlerinizi
insana has olan bu standarda göre, yani yerine yenisi konamayan değeri-yani
hayatınızı- muhafaza etmek, onun içini doldurmak ve tadını çıkarmak
için seçmelisiniz.
Aklınız
ve varolma aşkınız buna karar versin.