Anamız, avradımız, yarimiz. Bizim kadınlarımız...

Kadınlarımız

Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yataklarında
koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlarinden gizleyerek bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlarımız
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşlanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizizm olan
kadınlar, bizim kadınlarımız şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerinde kehnibar başaklı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı, aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şarapnelin çeliğinde ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru.

Nazım Hikmet

AYN RAND ile ROPORTAJ

Sizin felsefenize göre çalışma ve başarı hayattaki en yüksek hedefler. Siz arkadaşlığın ve aile bağlarının sıcaklığında daha fazla tatmin olanları gayri ahlaki olarak mı değerlendiriyorsunuz?

Eğer arkadaşlık ve aile bağları gibi değerleri üretken faaliyetlerinden daha üstün kabul ediyorlarsa, evet o zaman gayri ahlakidirler. Arkadaşlık, aile bağları ve beşeri ilişkiler insan hayatında birincil derece önemi haiz değildir. Beşeri hayatın diğer unsurlarını yaratıcı, üretken çalışmalarının üstünde tutan insan duygusal bir parazittir. Ancak işini en üstün değer olarak görürse işi ve beşeri ilişkilerden aldığı keyif arasında hiç bir çelişki olmayacaktır.

Siz kadınların da erkekler gibi hayatlarını işleri etrafında organize etmeleri gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Eğer öyleyse bu ne çeşit işler olmalı?

Tabi ki. Ben kadınların da insan olduklarına inanıyorum. Erkek için uygun olan herşey kadın için de uygundur. İki cinsin de hayatlarıyla ilgili temel prensipler aynıdır. Bir erkeğin ne çeşit işler yapması gerektiğini saptamaya kalkışmayacağım için kadınlar için de ne çeşit işlerin uygun olacağını söyleyemem. Özellikle kadınlara göre veya kadınsı olan hiçbir iş yoktur. Kadınlar da erkekler gibi işlerini kendi amaçları ve değer yargıları doğrultusunda seçmelidirler.

Sizce kendini kariyeri yerine evine ve ailesine adayan bir kadın gayri ahlaki midir?

Gayri ahlaki olduğunu değil ama hayatın gereklerine uymadığını söyleyebilirim. Çünkü ev, çocukların çok küçük olduğu zamanlar hariç, tüm günü kapsayacak bir uğraşı, bir meslek olamaz. Ne var ki, kadın eğer bir aileyi çok ister ve bunu kariyeri haline getirmek isterse, bu işle bir kariyere yakışacak şekilde ilgilenirse, çocuklarını yetiştireceği kuralları ve prensipleri tanım-larsa ve bu işe entellektüel bir tavırla yaklaşırsa, en azından bir süre için ev hanımlığını da bir meslekmiş gibi düşünü-lebilir. Duygusal bir düşkünlük olmaktan çıkarılıp bir bilim olarak düşünülürse bu çok sorumluluk yüklü ve önemli bir görevdir.

Sizce bütün ihtirası çalışmak olan rasyonel insanın hayatında romantik aşkın yeri nedir?

Romantik aşk o insanın en büyük ödülüdür. Romantik aşkı tam manasıyla yaşamaya muktedir olabilecek tek insan bütün ihtirası işi olan adamdır. Çünkü aşk bir erkeğin veya kadının karakterinde sahip olduğu en köklü değerlerden dolayı kendisine karşı duyduğu saygının bir ifadesidir. İnsan bu değerleri paylaştığı kişiye aşık olur. Eğer insanın açıkca tanımlanmış değerleri ve ahlaki bir karakteri yoksa başkasını da takdir edemez. Bu açıdan, Pınar’dan okuyucular tarafından sürekli atıfta bulunulan bir alıntı yapmak istiyorum: " ‘Seni seviyorum’ diyebilmek için ilk önce ‘ben’ demeyi bilmek gerekir"

Siz kişinin kendi mutluluğunun en yüksek amaç ve fedakarlığın gayri ahlaki olduğunu savunuyorsunuz. Bu işde geçerli olduğu kadar aşkda da geçerli midir?

Başka herhangi bir konuda olduğundan fazla aşkta geçerlidir. Eğer aşıksanız, bu aşık olduğunuz kişinin siz ve hayatınız açısından büyük kişisel ve bencil bir öneme sahip olduğu anlamına gelir. Eğer kişiliğiniz yoksa, birine aşık olmanız o kişiyle beraber olmaktan ve onun varlığından hiç bir kişisel keyif ve mutluluk almadığınız, olsa olsa onun size olan ihtiyacına acıyarak kendinizi onun isteklerine feda ettiğiniz anlamına gelebilir. Hiç kimsenin böyle bir durumdan dolayı gurununun okşanmayacağını veya böyle bir anlayışı kabul etmeyeceğini belirtmeme gerek yok. Aşk kendini bir başkası için feda etmek anlamına gelmez. Aşk kendi ihtiyaç ve değerlerinizin en kapsamlı şekilde dışa vurulmasıdır. Aşık olduğunuz insana kendi mutluluğunuz için ihtiyaç duyarsınız ve bu ona bahşedebileceğiniz en büyük iltifat ve onurdur.

Salt fiziksel aşkın çirkin ve şeytani olduğuna dair püritan anlayışı yerdiniz. Buna rağmen “ayrımcı olmayan arzu ve seçici olmayan düşkünlükler kendilerini ve seksi şeytani olarak görenlere mahsustur” satırları da size ait. Sekste ayrımcı ve seçici düşkünlüklerin ahlaki olduğunu söyleyebilir misiniz?

Seçici ve ayrımcı olan bir seks hayatının düşkünlük olmadığını söyleyebilirim. Düşkünlük hafif ve üstünkörü ele alınan bir eylemi niteler. Ben seksin insan hayatının en önemli unsurlarından biri olduğunu ve hiç bir zaman hafif ve üstünkörü bir tavırla ele alınmaması gerektiğini savunuyorum. Cinsel ilişki insanoğlunun sahip olduğu en yüksek değerlere dayanarak yapıldığı zaman uygundur. Seks karşı tarafın sahip olduğu değerlere verilen bir karşılıktan başka bir şey olmamalıdır. Bu yüzden önüne gelenle girilen ilişkileri ahlaksız olarak nitelendiriyorum. Seksin kendisi kötü olduğu için değil, tersine seks çok iyi ve önemli olduğu için.

Bu sizin açınızdan seksin sadece evli çiftler arasında yapılması gerektiği anlamında yorumlanabilir mi?

Şart değil. Seks çok ciddi bir ilişki sonucu ortaya çıkmalıdır. Bu ilişkinin bir evliliğe dönüşüp dönüşemeyeceği duruma ve konu olan iki insanın hayatlarının seyrine bağlıdır. Evliliği, iki taraf da hayatlarının sonuna kadar beraber olmayı isteyebilecekleri insanı buldukları zaman –ki hiç kimse bundan otomatik olarak emin olamaz- çok önemli bir kurum olarak kabul ediyorum. Taraflar nihai tercihlerine ulaştıklarından emin olurlarsa evlilik elbette arzu edilen bir durumdur. Fakat bu, tarif edilen mutlak kesinlikten daha azı üzerine kurulan herhangi bir ilişkinin uygunsuz olduğu anlamına gelmemelidir. Bir ilişki veya evlilik kararı ile ilgili sorunun sadece konuyla ilgili tarafların durumlarına ve bilgilerine bağlı olduğunu ve kararın onlara bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Çiftler karşılıklı olarak ilişkilerini ciddiye alıyorlarsa ve ilişkileri ahlaki değerler üzerine kuruluysa her iki durum da ahlakidir. Devamı

KENDİNE AİT BİR WEB SİTEN OLSUN İSTERMİSİN?