4.1.7 Aksiyomatik Kavramlar
Aksiyomlar: temel, aşikar bir gerçeği kimliklendiren önermelerdir. Fakat;
önermeler, birincil değildir; yani, önermeler, kavramlar kullanarak yapılır.
İnsan bilgisinin -her kavramın, her aksiyomun, her önermenin, her düşüncenin-
temeli, aksiyomatik kavramlardan oluşur.
Bir aksiyomatik kavram:
a) Tahlil edilmesi mümkün olmayan -başka olgulara indirgenmesi veya
bileşen parçalar halinde bölünmesi mümkün olmayan- birincil bir realite
olgusunun kimliklendirilmesidir.
b) Bütün olgularda ve bütün bilgilerde, zımnen mevcuttur.
c) Bilgimizdeki temel veridir: doğrudan doğruya algılanır veya yaşanır;
hiçbir isbat veya izah gerektirmez; ama, bütün isbat ve izahlar onun üzerine
bina olur.
İlk ve birincil aksiyomatik kavramlar: "mevcudiyet," "kimlik" ("kimlik,"
"mevcudiyet"in sonucu ve parelelidir) ve "bilinç"tir. İnsan, neyin mevcut
olduğunu ve bilincin nasıl işlediğini inceleyebilir; fakat, mevcudiyeti
-mevcudiyet olarak- veya bilinci -bilinç olarak- tahlil edemez (veya
"ispatlayamaz"). Bunlar, indirgenmez birincillerdir. (Bunları "isbatlamak"
çabası, kendisiyle çelişkilidir: bu çaba, mevcudiyeti, mevcut olmayan
vasıtasıyla; bilinci, bilinçsizlik vasıtasıyla "isbatlamak" yoluna gitmektir.)
Mevcudiyet, kimlik ve bilinç, birer kavramdır; şu anlamda ki: kavramsal
bir biçimde kimliklendirilmeleri gerekir. Ancak, özellikleri şu olgudan doğar:
aksiyomatik kavramlar, doğrudan doğruya
algılanır veya yaşanırlar, ama kavramsal olarak anlaşılırlar.
Aksiyomatik kavramlar, ilk duyumda, ilk algıda, ilk kavramda, her kavramda, yani
her haberdarlık durumunda zımnen mevcuttur. İlk ayırt edilmiş duyumdan (veya
algıdan) sonra, insanın elde edeceği bilgi; "mevcudiyet," "kimlik," "bilinç"
terimleriyle adlandırılan temel olgulara hiçbir şey ilave etmez; yani, bu
olgular, ilki de dahil herhangi bir haberdarlık durumunun hep içindedirler; daha
sonraki bilginin ilave ettiği şey, bu olguların bilinçli olarak kimliklendirilmesi için duyulan
epistemolojik ihtiyaçtır. Bu ihtiyaçtan haberdar olmak, ancak kavramsal
gelişmenin ileri bir aşamasında, yeterli miktar bilgi elde edildikten sonra
mümkündür; kimliklendirme, yani tam bilinçli kavrayış ise, ancak bir soyutlama
işlemiyle mümkündür.
Bu konudaki soyutlama; bir hususiyeti, bir gurup mevcut-şeyden soyutlamak
anlamında olmayıp; temel bir olguyu, diğer bütün olgulardan soyutlamak
anlamındadır. Mevcudiyet ve kimlik, mevcut-şeylerin hususiyetleri değildir; bunlar,
mevcut-şeylerin ta kendisidir. Bilinç yeteneği,
belirli canlıların bir hususiyetidir; ama, bilinç, verili bir haberdarlık
durumunun bir hususiyeti değildir; bilinç, o haberdarlık durumunun ta
kendisidir. Epistemolojik olarak, aksiyomatik kavramların teşkili, bir
soyutlama eylemidir: metafizik temeller üzerinde seçici olarak odaklanmak ve
onları zihnen tecrit etmektir. Fakat, metafizik olarak (realitede), aksiyomatik
kavramların teşkili, bir bütünleştirme eylemidir; insanın yapabileceği en geniş
bütünleştirmedir: aksiyomatik kavramlar, insanın yaşadıklarının tümünü
kapsar ve birleştirir.
"Mevcudiyet" ve "kimlik" kavramlarının birimleri: mevcut olan, mevcut
olmuş, mevcut olacak her varlık, her hususiyet, her eylem, her olay veya (bilinç
de dahil) her fenomendir. "Bilinç" kavramının birimleri: yaşanan, yaşanmış olan,
yaşanacak olan her haberdarlık durumu veya sürecidir. Aksiyomatik kavramların
teşkilinde dışarıda bırakılan ölçümler, bu kavramlar altındaki bütün birimlere
ait bütün ölçümlerdir; muhafaza edilen şey: metafizik olarak, sadece temel bir
olgudur; epistemolojik olarak, özel halleri dışarıda bırakılan bir ölçüm
kategorisidir: zaman. Yani, aksiyomatik kavramların
teşkilinde, herhangi bir haberdarlık anından bağımsız olarak ele alınan temel
bir olgu söz konusudur.
Aksiyomatik kavramlar, insan bilincinin sabiteleridir; insan bilincinin
sürekliliğini kimliklendiren ve böylece bu sürekliliği koruyan bilgisel bütünleştiricilerdir.
Aksiyomatik kavramlar, diğer bütün kavramlarda zımnen varolan psikolojik zaman
ölçümlerinin dışarıda bırakılmış olduğunu, açık
olarak ifade ederler.
Hatırlanmalıdır ki; kavramsal haberdarlık, geçmişi, şimdiyi ve geleceği
bütünleştirmeğe muktedir tek haberdarlık tipidir. Duyumlar, sadece şimdiki
zamandan haber verir ve yaşanan anın ötesinde muhafaza edilemez; algılar,
muhafaza edilir ve otomatik hafıza vasıtasıyla geçmişle gevşek bir bağlantı
sağlayabilir, ama geleceği öngöremez. Sadece kavramsal haberdarlık, geçmiş,
şimdiki ve gelecek bütün yaşantıyı (dışabakışsal olarak, mevcudiyetin
sürekliliğini; içebakışsal olarak, bilincin sürekliliğini) kavramaya ve göz
önünde tutmaya, böylece sahibine geleceği uzun-vadeli olarak öngörme yeteneği
vermeye muktedirdir. Bu sürekliliğin kavranması ve göz önüne getirilmesi,
aksiyomatik kavramlar vasıtasıyla olur; böylece, mevcudiyet ve bilinç
olgularının tamamı, bilinçli haberdarlık alanına sokulur ve bilgi haline getirilir. Aksiyomatik
kavramlar, bilginin ön-şartını belirler; bilginin ön-şartı: mevcudiyet ile
bilinç arasındaki ayrımın farkında olmaktır; realite ile realiteden haberdarlık
arasındaki ayrımın, bilgilenmenin nesnesi ile öznesi arasındaki ayrımın farkında
olmaktır. Aksiyomatik kavramlar, objektifliğin temelidir.
Aksiyomatik kavramlar, bir çocuğun veya bir hayvanın bilincinde sadece
zımnen bulunan bir şeyi açık olarak kimliklendirir. (Zımni bilgi, pasif olarak
zihinde tutulan ve kavranması için bilincin özel bir odaklanmışlığını ve işlem
yapmasını gerektiren, malzemedir. Zımni bilgiyi açık bilgi haline getiren bilinç
işlemini, bir çocuk ergeç öğrenir; ama, bir hayvan hiç öğrenemez.)
Bir hayvanın algısal haberdarlık durumu, kelimelerle anlatılabilseydi; bu
durum, rasgele anların, bağlantısı olmayan bir dizisinden ibaret olurdu: Mesela,
"İşte şimdi masa; işte şimdi ağaç; işte şimdi adam; işte şimdi görüyorum; işte
şimdi duyuyorum; vs." Ertesi gün veya saat, bu dizi, sil baştan tekrar başlar ve
sadece basit bazı hafıza bağları eklenebilir: Mesela, "bu şimdi yem; bu şimdi
sahip; vs." Aynı malzeme üzerinde, bir insan bilincinin aksiyomatik kavramlar
vasıtasıyla yaptığını kelimelerle ifade edersek: "Masa mevcuttur; ağaç
mevcuttur; insan mevcuttur; ben bilinçliyim."
Aksiyomatik kavramlar, bir gurup mevcut-şeyin diğerlerinden ayırt
edilmesiyle teşkil edilmeyip, bütün mevcut-şeylerin bütünleştirilmesini temsil
ettiklerinden; başka hiçbir şey ile Kavramsal Asgari Müştereğe sahip
değildirler. Aksiyomatik kavramların hiçbir zıddı ve hiçbir alternatifi yoktur.
"Masa" kavramının zıddı vardır: "gayrı-masa"; bir gayri-masa, masa dışındaki her
cins mevcut-şeydir. "İnsan" kavramının zıddı vardır: "gayrı-insan"; bir
gayrı-insan, insan dışındaki her cins mevcut-şeydir. Ama, "mevcudiyet," "kimlik"
ve "bilinç"in hiçbir zıddı yoktur. Bunların zıddı, hükümsüzdür, geçersizdir,
anlamsızdır.
Denebilir ki: "Mevcudiyet de, gayrı-mevcudiyetten ayırt edilebilir;
mevcudiyetin zıddı, gayrı-mevcudiyettir"; fakat, gayrı-mevcudiyet, bir olgu
değildir, bir olgunun yokluğudur. Gayrı-mevcudiyet, bir
ilişkiye işaret eden türev bir kavramdır; yani, gayrı-mevcudiyet, mevcut iken
artık gayrı-mevcut hale gelmiş bir mevcut-şeye ilişkin olarak bahsedilebilir.
(Belirli bir mevcut-şeye ilişkin olarak, "varlık" kavramından yola çıkarak,
"yokluk" kavramına erişilebilir; ama, her şeyi içeren bir "yokluk" kavramından
yola çıkarak, "varlık" kavramına
erişilemez.) Gayrı-mevcudiyet olarak gayrı-mevcudiyet; önünden veya ardından
gelen hiçbir sayı dizisi olmayan bir sıfırdır, bir hiçtir, bir boşluktur.
Bu nokta, bizi aksiyomatik kavramların bir başka özel veçhesine getirir:
aksiyomatik kavramlar, temel bir metafizik olguya işaret etmekle
birlikte, epistemolojik bir ihtiyacın
ürünüdürler: aksiyomatik kavramlar, hata yapmaya ve şüphe duymaya muktedir olan,
iradi, kavramsal bir bilincin duyduğu ihtiyacın ürünüdürler. Bir hayvanın
algısal haberdarlığı; "mevcudiyet," "kimlik" ve "bilinç" kavramlarının
eşdeğerlerine, ne ihtiyaç duyar, ne de onları kavrayabilir: hayvan, sürekli
olarak bunlarla alışveriş halindedir; yani, mevcut-şeylerden (mevcudiyetten)
haberdardır, değişik kimlikler tanır; ama, onları (kendisi de dahil) verili
olarak kabul eder ve onlara karşı hiçbir alternatif düşünemez. Sadece insan
bilinci, yani kavramsal hatalar yapmaya muktedir bir bilinç, bir yandan
haberdarlık alanının tamamını kapsamak, öte yandan kavramsal hataların
götürebileceği realite-dışı bir boşluğa karşı sınırlar koymak üzere; doğrudan
verili olan malzemeyi, özel olarak kimliklendirme ihtiyacını duyar. Aksiyomatik
kavramlar, epistemoloji anayasasının temel maddeleridir. Aksiyomatik kavramlar,
bütün insan bilgisinin aslını (esasını) ifade ederler: bir şey mevcuttur; ben, onun mevcut
olduğunun bilincindeyim; bu şeyin kimliğini keşfetmeliyim.
"Mevcudiyet" kavramı; altındaki mevcut-şeylerin, nelerden ibaret olduğuna
işaret etmez: sadece, onların mevcut olduğu birincil olgusunun
altını çizer. "Kimlik" kavramı; altındaki mevcut-şeylerin özel tabiatlarına
işaret etmez: sadece, onların ne ise o oldukları birincil
olgusunun altını çizer. "Bilinç" kavramı; birisinin, hangi mevcut-şeylerin
bilincinde olduğuna işaret etmez: sadece, birisinin, bilinçli olduğu birincil olgusunun
altını çizer.
Birincil olguların altlarının çizilmesi, aksiyomatik kavramların hayati
epistemolojik fonksiyonlarından biridir. Aksiyomatik kavramların birincil
olgulara işaret ediyor olması, onların ancak tekrarlamalar halinde cümle içinde
kullanılabilmesinin sebebidir: Mevcudiyet mevcuttur; Bilinç bilinçlidir; A,
A'dır. (Bu temel ve hatırlatıcı cümleler, aksiyomatik kavramları, formel
aksiyomlara dönüştürür.)
Hayvanlar için hiç önemli olmayan bu özel altını-çizme işlemi, insan için
bir ölüm-kalım meselesidir. Modern felsefenin sefaleti, böyle hatırlatıcılardan
sarfı nazar etme teşebbüsünün sonuçlarından kaynaklanır.
Aksiyomatik kavramlar, realitenin olgularına işaret ettiğinden; yani, bir
"inanç" veya keyfi seçim meselesi olmadığından; verili bir kavramın aksiyomatik
olup olmadığını belirlemenin yolu, şu olguyu gözlemlemektir: aksiyomatik bir
kavramdan kaçılamaz; aksiyomatik bir kavram, bütün bilgide zımnen mevcuttur;
aksiyomatik bir kavramı reddetme teşebbüsünde dahi, o aksiyomatik kavramın kabul
edilip kullanılması zorunlu olur.
Mesela; bazı modern filozoflar, aksiyomların keyfi bir seçim meselesi
olduğunu ilan etmişler ve temel olmayan -kompleks, türev- bazı kavramların,
kendi sözde akıl yürütmeleri içindeki, sözde aksiyomlar olarak seçmişlerdir;
ama, bütün argümanlarında, şu olgu gözlemlenebilir: cümleleri, inkar ettiklerini
söyledikleri "mevcudiyet," "kimlik" ve "bilinç" aksiyomatik kavramlarını zımnen
bulundurur ve onlar üzerine bina olur; bu aksiyomatik kavramlar, değeri teslim
edilmemiş "çalıntı kavramlar" olarak argümanlarına kaçaklar halinde sokulmuştur.
("Çalıntı kavram" yanılgısı: bir yandan, bir kavramın genetik köklerinin (yani,
o kavramın mantıken bağlı olduğu daha önceki kavramların) geçerliğini inkar
ederken, öte yandan o kavramı kullanmaktır.)
Bu noktada bir hususa dikkat çekmek yararlı olacak: aklın düşmanlarının
galiba bildiği, fakat aklın sözde savunucularının keşfetmediği olgu şudur: aksiyomatik kavramlar, insan zihninin
muhafızları ve aklın temelidir; aksiyomatik kavramlar, aklın temel taşı,
mihenk taşı ve alamet-i farikasıdır; akıl tahrip edilmek isteniyorsa,
aksiyomatik kavramlar tahrip edilir.
Şu olguyu gözlemleyin: mistisizmin ve irrasyonelizmin her ekolünde
yazılmış yazıların hepsinde, şaşırtmacalar, rasyonelizasyonlar ve
iki-anlama-çekilebilecek ifadelerle (bir yandan, akla sadakat nutukları çeken;
öte yandan, "daha yüksek" bir tür rasyonellikten bahseden ifadelerle) dolu
anlaşılmaz ve sıkıcı laf kalabalığının arasında er veya geç ortaya çıkar ki: en
sık raslananı "kimlik" olmak üzere, aksiyomatik kavramların (metafizik veya
genetik statüsünün) geçerliği açıkça inkar edilmektedir. (Mesela; Kant ve Hegel,
"kimlik" aksiyomatik kavramının inkarında; Sartre ve Heidegger, "mevcudiyet" ve
"bilinç" aksiyomatik kavramlarının inkarında uzmanlaşmıştır.)
Bir insanın akla sadakat çığlıkları, tek başına anlamsızdır: "akıl"
aksiyomatik değil, karmaşık ve türev bir kavramdır. Ve, özellikle Kant'ın usta
olduğu kavram-çalma felsefi tekniği, akıl yoluyla aklı inkar etme çabası, bayat
bir hile haline gelmiştir. Bir insanın, bir teorinin veya bir felsefi sistemin
rasyonel olup olmadığı anlaşılmak isteniyorsa, aklın geçerliğini kabul edip
etmediğini sormak yararsızdır; aksiyomatik kavramlar konusundaki tutumu, bütün
gerçeği ifade edecektir.