4.1.5.1 Ölçümlerle İlgili Bir Başka
Not
İnsan bilincinin kavramsal düzeyine (yani, akla) yapılan saldırı;
epistemolojik alanda, ölçümlere yapılan saldırıyla ortaya
çıkar. İnsan bilinciyle ilgili hususlarda "ölçüm" küçültücü bir terim olarak
kullanılır. "Aşkı ölçebilir misin?" sorusu, bu tavrın bir semptomudur.
Sözde rakip iki irrasyonel kamp; bu konuda, aynı temel öncülden yola
çıkan iki tavrı temsil eder. Eski usul mistikler; aşkın, kiloyla, metreyle,
parayla ölçülemeyeceğini iddia ederler. Onlara yardımcı olmaktan başka bir işe
yaramayan neo-mistikler; bir türlü hazmedemedikleri ölçüm kavramlarının karın
ağrısıyla; bilimin tek aletinin, ölçüm olduğunu iddia ederler; ve, istemsiz
hareketleri, istatistik anketlerini, farelerin öğrenme süresini ölçerek insan
ruhuna yol bulmaya çalışırlar.
Her iki kamp da, ölçümün uygun bir standart
gerektirdiğini, (mesela, mistik kampın şiddetle nefret ettiği,
neo-mistik kampın ise kıskançlık duyduğu fizik bilimlerinde, uzunluğun kiloyla,
ağırlığın metreyle ölçülmediğini) gözlemleyemez.
Ölçüm, bir ilişkinin sayısal terimlerle teşhisidir
(kimliklendirilmesidir); ölçüm biliminin (matematiğin) karmaşıklığı, evrende
mevcut olan ve insanın henüz yeni-yeni araştırmaya başladığı ilişkilerin
karmaşıklığının bir göstergesidir. Maddenin algısal olarak verili olan (uzunluk,
ağırlık gibi) temel hususiyetlerinin ölçülmesinde gerekli olan uygun standart ve
yöntemlerin ne olacağı açıkca bellidir ve bu alandaki ölçümlerde dakik bir
hassasiyet sağlanmıştır; bazı ilişkilerin ölçümünde ise, uygun standart ve
yöntemlerin bulunması henüz mümkün olmamış veya bazı ölçümler, algısal olarak
verili malzemede olduğu kadar büyük bir kesinlikle henüz yapılamamaktadır;
fakat, her halü karda, bu ilişkiler
evrende mevcuttur. Herhangi bir şey gerçekten "ölçülemez" olsaydı: bu şey ile
evrenin geri kalan kısmı arasında hiçbir tür ilişki olmazdı; bu şey, hiçbir
surette hiçbir şeyi etkilemeyip, hiçbir şeyden de etkilenmezdi; bu şey, hiçbir
şeye sebep olmayıp, hiçbir şeyin sonucu olmazdı; kısacası, bu şey, mevcut
olmazdı.
Anti-ölçüm tavrının motifi, apaçıktır; bu motif: psikolojik açıdan,
irrasyonel bir davranışın sonuçlarından korunmada kullanılacak bir belirsizlik
(veya şüphe) sığınağı bulundurma arzusudur; epistemolojik açıdan, bilgisel
kesinlik sağlama ve geniş-ölçekli bütünleştirmeler yapma sorumluluğundan kaçma
arzusudur; metafizik açıdan, mevcudiyetin, olguların, realitenin ve herşeyden
önce Kimlik Kanununun mutlaklığından
kaçma arzusudur.