2.6
RASYONEL-EGOİZM VE TOPLUM
Bütün hedonist veya altrüist doktrinler, bir ahlaki yamyamlık üzerine
kurulmuştur; yani, hedonist veya altrüist, "mutlu olmak için, başka insanlara
zarar vermek şarttır" zanneder.
Bugün bir çok insan, bu prensibe sorgulanmaz bir gerçek olarak inanır.
Böyle olunca, "insanın kendi hatırı için, kendi rasyonel şahsi çıkarı için
varolma hakkı" diye bir hakdan bahsedildiğini duyan çoğu insan; otomatikman, bu
hakkın, başkalarını kendi çıkarı için feda etmek anlamına geleceğini varsayar.
Bu varsayım, müthiş bir yanılgının ifadesidir; zannetmektedirler ki, başkasına
zarar vermek, onu köleleştirmek, soymak, katletmek bir insanın çıkarınadır.
Başkalarını tahrip etmek, bir insanın "ego"suna zararlı bir şeydir. İnsanın
başkalarıyla etkileşiminde, kendi çıkarına olan tek ilişki türünün, kimsenin
kimseyi feda etmediği bir ilişkiden başkası olamayacağı fikri, insanlığın
kardeşliği için çalıştıklarını söyleyen bu sözde-hümanistlerin aklına hiç
gelmez. Esasen, "değerler," "arzular," "şahsi-çıkar" ve ahlak bağlamı, her zaman "rasyonel"
kavramı ile birlikte düşünülmezse, ne onların ne de başkalarının aklına böyle
bir fikir gelecektir.
Rasyonel bir insan, ahlakının, rasyonel-egoizm olduğunu gururla
söylemelidir. Genel olarak rasyonel bir ahlaka sahip olmak demek olan rasyonel
egoizm, özel olarak:
a) İnsana-özgü bir hayatı mümkün kılan değerlere sahip olmaktır.
b) Tanrılara insan kurban edilen dönemlerin zihniyetinden kurtulup bugüne
hala gelememiş; endüstriyel bir toplumun insaniliğini bir türlü keşfedememiş; o
an karşısında duran ava hamle yapmaktan başka hiçbir egoizm düşünemeyen
irrasyonel vahşilerin arzularınca, duygularınca, içgüdülerince, ihtiyaçlarınca
üretilmiş değerleri reddetmektir.
c) İnsan kurban ederek insani hiçbir iyilik doğamıyacağını
bilmektir.
d) Kazanmadığını arzu etmemek, kimseyi kendi çıkarına feda etmemek,
kendini kimsenin çıkarına feda etmemektir.
e) İster kişisel ister sosyal, ister maddi ister manevi, bütün insani
ilişkilerin tek rasyonel prensibi olarak mübadele prensibini kabul etmektir.
Mübadele prensibi:
aa) Başkalarıyla ilişkisi değer mübadelesi şeklinde olan insanların
rasyonel çıkarlarının birbiriyle
çatışmayacağını bilmektir.
bb) Elde ettiği şeyi üretici çalışma ile kazanarak elde etmek; hak
edilmeyeni almamak ve vermemektir.
cc) Başka insanları, efendi veya köle olarak değil, bağımsız eşitleri
olarak görmektir.
dd) Başka insanlarla, serbest, gönüllü, şiddetsiz, zorlamasız; bütün
tarafların kendi bağımsız yargıları açısından yararlanacağı bir değer takası
ilişkisi içinde bulunmaktır.
ee) Sadece başardıkları için karşılık istemek; kendi başarısızlığının
yükünü, başkalarına yıkmamak; başkasının başarısızlıklarına, kendi hayatını
ipotek etmemektir.
Manevi alanda, yani insan bilincini ilgilendiren konularda, mübadele
aracı farklıdır, ama prensip aynıdır. Aşk, dostluk, saygı, hayranlık, bir
insanın başka bir insanın erdemlerine olan duygusal mukabelesidir; bir insanın
başka bir insanın karakterindeki erdemlerden aldığı kişisel, egoistçe zevke
karşılık yapılan manevi ödemedir. Ancak bir zorba veya bir
altrüist, bir başka insanın erdemlerini takdir etme eylemindeki derin egoizmi
inkar edebilir; ancak o, bir dahi veya bir budala karşısında olmak, bir
kahramana veya bir hayduta raslamak, bir ideal kadınla veya bir şırfıntıyla
evlenmek arasında, -bir insanın egoistçe çıkarı ve aldığı zevkin miktarı
açısından- fark olmadığını iddia edebilir. Manevi alanda; mübadeleci, sahip
olduğu zayıflık ve kusurları yüzünden değil, sadece erdemleri yüzünden sevilmek
ister; sevgisini, başkalarının zayıflık ve kusurlarına değil, sadece erdemlerine
yöneltir.
Sevmek, değerlendirmektir. Sadece bir rasyonel-egoist, kendine saygı ve güven duyan bir
insan, sevmeğe muktedirdir; çünkü, sadece o, değerlerine ve değerlendirme işine;
sağlam, tutarlı, tavizsiz bir sadakatle sahip çıkar. "Ego"suna kayıtsız kalan
insan, kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye, hiçbir kimseye değer veremez;
yani, hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi sevemez.
İnsanların özgür, medeni, barışçı, müreffeh, rasyonel bir toplumda birarada
yaşayabilmeleri, sadece rasyonel-egoizm temeli üzerinde, yani adalet temeli
üzerinde mümkündür.
İnsanın, bir insan toplumunda yaşamasının ona sağlayacağı kişisel bir
yarar var mıdır? Evet, sözkonusu olan gerçekten insan bir toplumsa. Toplumsallıktan
elde edilebilecek iki büyük değer vardır: bilgi ve mübadele. İnsan, bilgisini
nesilden nesile genişleterek geçirebilen tek canlıdır; potansiyel olarak
herhangi bir insanın elde edebileceği bilgi miktarı, bütün hayatını bu işe
vakfetse dahi bilemeyeceği kadar fazladır; dolayısiyle, başkalarının keşfettiği
bilgilere erişmek, insana, ölçülemeyecek kadar büyük yarar sağlar. İkinci büyük
değer, toplumsal işbölümünün yararı olarak ortaya çıkar; işbölümü, bir insanın
gayretlerini özel bir çalışma alanına teksif etmesini ve başka çalışma
alanlarında uzmanlaşmış insanlarla mübadelede bulunmasını sağlar. Böyle bir
işbirliği içinde bulunan insanların elde edebilecekleri bilginin, hünerin ve
verimin büyüklüğü; ıssız bir adada veya kendine-yeterli bir çiflikte yaşayarak,
ihtiyaç duydukları herşeyi orada üreten insanların hiç tahayyül edemeyecekleri
bir ölçektedir.
Toplumsal yaşamın bu faydaları, öte yandan, ne tür insanların
başkalarıyla değişebilecek değerler üretebileceği, ne tür bir toplumda bu tür
insanların yaşayabileceği hususunu da belirleyecektir: sadece rasyonel, üretken,
bağımsız insanlar, başkalarıyla değişebilecek değer üretebilir; bu tür insanlar,
sadece rasyonel, üretken ve özgür bir toplumda yaşayabilir. Parazitler,
soyguncular, yağmacılar, talancılar, zorbalar, haydutlar, insan için değer
üretmez; bu tür insan-altı canlıların yaşam tarzının doğurduğu ihtiyaçların
tatminine yönelik olan bir toplum, insana yarar sağlamaz. İnsana-özgü bir hayat
yaşamak isteyenleri, kurbanlık hayvan olarak gören; onları sahip oldukları
erdemler yüzünden cezalandıran; insana-özgü bir hayatın gereklerini yerine
getirmeyenleri, kötülükleri için mükafatlandıran
böyle bir toplum, ancak altrüist ahlak üzerine kurulabilir. Eğer içinde olmanın
fiyatı insana-özgü bir yaşam hakkını terk etmekse, o toplumun insana hiçbir
yararı yoktur.