2.4.1
Rasyonellik
Rasyonellik, insanın temel erdemidir; diğer bütün erdemlerinin
kaynağıdır. İnsanın temel kötülüğü, diğer bütün kötülüklerinin kaynağı,
irrasyonelliktir; zihnini odaklamamaktır; bilincini askıya almaktır ki; bu, kör
olmak demek değil, görmeği reddetmektir; sağır olmak demek değil, duymayı
reddetmektir; cahil olmak demek değil, öğrenmeği reddetmektir. İrrasyonellik,
insanın hayatta kalma aracının -aklın- reddedilmesi, dolayısiyle insanı tahribe götüren bir
yola girilmesi demektir; anti-akıl olan şey, anti-hayattır.
Rasyonellik
erdemi:
a) Bilgi edinmenin tek kaynağının, değerlerin tek yargıcının, insan
faaliyetlerini yönlendirecek tek rehberin, akıl olduğunu bilmek ve kabul
etmektir.
b) Mistisizmin her türünü reddetmektir;
yani gayrı-duyusal, gayrı-akli, gayrı-kabili-tarif, "tabiat-üstü" bir kaynaktan
herhangi bir bilgi alınabileceği inancını reddetmektir.
c) Bir insanın edindiği bütün bilgilerin bağlantılı totalini, her yeni
rasyonel bilgiyle güncelleştirmek; fakat, o bilgi sistemiyle bağlantısız, onla
çelişen, hiçbir bilgi kabul etmemek, hiçbir karar vermemek, hiçbir kanaate
varmamak, hiçbir değer kabul etmemektir.
d) İlgilendiği her olgudaki sebep-sonuç ilişkisini bilmek; hiçbir zaman
sebebi yaratmaksızın sonucu arzu etmemek; sonuçlarının hepsinin bütün
sorumluluğunu üstüne almadan hiçbir şeye sebep olmamaktır.
e) Uyku hali dışındaki her an, her konuda, her seçenek karşısında; tam
bir zihni odaklanmışlık ve uyanıklık içinde bulunmaya karar verip, bunu
başarmaktır
f) İnsan gücünün sınırları içinde, realiteyi bilinçli bir uyanıklıkla
sürekli gözlemleyerek, onun hakkında tam ve doğru bilgi sahibi olmağa
adanmışlıktır.
g) Bütün kanaatların, değerlerin, amaçların, arzuların ve faaliyetlerin;
bir düşünce süreciyle seçilmesi, bir düşünce süreciyle sürdürülmesi, bir düşünce
süreciyle doğrulanması gerektiğine; ve bu düşünce sürecinin, herkesin tam
kapasitesinin izin verdiği ölçüde, en hassas ve en titiz bir biçimde, mantık
kurallarının en katı bir tatbikatıyla gerçekleştirilmesi gerektiği prensibine
adanmışlıktır.
h) İnsanın mevcudiyetinin realitesine, yani amaçlarının, değerlerinin,
faaliyetlerinin realite içinde yer aldığına; dolayısiyle, algıladığı realitenin
üzerinde hiçbir değer ve mülahazaya yer vermemesi gerektiği prensibine
adanmışlıktır.
i) Bağımsızlık erdemine sahip olmaktır.
Bağımsızlık:
aa) Her insanın yargılarını kendisinin vermesi ve kendi aklından
kaynaklanan işler sayesinde yaşaması sorumluluğunu kabul etmektir.
bb) kendini küçültmenin ve kendini tahrip etmenin en çirkin şeklinin:
kendi zihnini, başka bir zihne tabi kılmak olduğunu; kendi beynin üzerinde bir
başka beynin otoritesini kabul ederek, onun "böyle söylüyorum"unu olgu olarak
kabul etmek, onun fermanlarını kendi bilincin ile realite arasında bir aracı
olarak koymak olduğunu bilmektir.
cc) Bilginin miktarı ne kadar geniş veya mütevazı olursa olsun, onu elde
edecek şeyin sadece kendi zihnin olduğunu; dünya ile etkileşiminde
kullanabileceğin bilginin, sadece kendi bilgin olabileceğini bilmektir.
dd) Hakikatın tek yargıcının kendi zihnin olduğunu; başkaları bu yargıcın
hükmünü temyiz ederse, gidilecek tek temyiz mahkemesinin, realite olduğunu
bilmektir.
ee) Düşünme denen o kompleks, hassas ve hayati teşhis (kimlikleme,
tanımlama) sürecini, sadece kendi aklının yönetebileceğini; aklının yönettiği bu
sürecin sibernetik kontrolunu (doğru çalışır tutulmasını), sadece kendi yargınla
yapabileceğini; kendi yargını ise, sadece kendi ahlaki bütünlüğün ile sağlam
tutabileceğini bilmektir.
ff) Kendi kendine yaptığın bir yanlışın, "inanç"la edindiğin bir çok
doğrudan daha emniyetli olduğunu görmektir; çünkü, birincisinde hatayı
düzeltecek araçlar hala sendedir, ikincisinde ise doğruyu yanlıştan ayırt edecek
kapasiten tahrip olmaktadır.
j) Dürüstlük erdemine sahip olmaktır.
Dürüstlük:
aa) Realiteyi hiç bir surette inkar etmemek, onu kandıramayacağını
bilerek davranmak ve bunu toplumsal bir görev veya başkalarına bir fedakarlık
olarak değil, en derin bir rasyonel-egoizmin ifadesi olarak yapmaktır.
bb) Gerçek olmayanın gerçek olmadığını ve hiç bir değer ifade
edemeyeceğini bilmektir.
cc) Hileyle elde edilmişse ne aşk, ne ün, ne de paranın bir değer
olamayacağını; başkalarını aldatarak değer elde etmeğe çalışma işinin,
başkalarını realiteden daha yüksek bir yere koymak olduğunu; kendini, onların
irrasyonelliği ve körlüğü üzerinde beslenen bir parazit haline getirmek
olduğunu; onların rasyonelliğini ve uyanıklığını kaçılacak bir düşman haline
getirmek olduğunu; bilmektir.
dd) Kendi mevcudiyetinin gerçekliğini, başkalarının sulandırılmış
bilinçlerine kurban etmemektir.
ee) Söylediğini kast ederek söylemek ve ne kastettiğini bilmektir.
k) Bütünlük erdemine sahip olmaktır.
Bütünlük:
aa) Realiteyi kandıramayacağını bildiğin gibi (dürüst olduğun gibi),
kendi bilincini de kandıramayacağını bilmektir.
bb) İnsanın bölünmez bir bütünlük olduğunu, insan maddesinin ve
bilincinin bütünleşik bir ünite olduğunu bilmek; beden ve zihin, eylem ve
düşünce, yaşam tarzı ve fikirleri arasında hiçbir kopukluk olmasına izin
vermemektir.
cc) Baskılara rağmen adaletli davranmayı elden bırakmayan bir yargıç
gibi; kanaatlerini ve değerlerini; başkalarının arzularına, taleplerine,
yalvarışlarına, tehditlerine boyun eğerek feda etmemektir.
dd) Cesaret ve kendine-güvenin, pratik ihtiyaçlar olduğunu; cesaretin;
hakikat ve mevcudiyet karşısında doğruluk içinde olmanın pratik şekli olduğunu;
kendine-güvenin ise; kendi bilincinin karşısında doğruluk içinde olmanın pratik
şekli olduğunu bilmektir.
ee) Keyfince belirlenmiş sübjektif kaprislerine değil, rasyonel
prensiplerine sadakattir.
l) Adalet erdemine sahip olmaktır.
Adalet:
aa) Bir insanın karakterini ve/veya eylemlerini, sadece elde mevcut
olgusal veriler açısından değerlendirmek ve ona karşı, bu değerlendirmeyi
objektif bir ahlaki kriterle mukayese ederek davranmaktır.
bb) Karşılaşılan yabancı bir insana, sahip olduğu insani potansiyel
adına, aksi isbat edilene kadar iyi bir insanmış gibi davranmaktır.
cc) İnsan hayatına değer veren birisi, insan hayatını imha etmeğe
yönelenlere değer veremeyeceğinden; temel kötülükler işleyen bir insana karşı,
nefret ve takbih içinde olmaktır.
dd) Erdemli bir insana karşı, erdemleriyle orantılı bir takdir hissi
içinde olmaktır.
ee) Kazanılmamış ve layık olunmamış, maddi yada manevi hiçbir şeyi,
almamak ve vermemektir.
m) Kendi amaç ve motiflerini tam bilmeden, bir serseri mayın gibi
davranmamaktır.
n) Akli (rasyonel) olmaya; ara-sıra, seçilmiş bazı konularda,
olağanüstülüklerde değil, sürekli bir hayat tarzı olarak adanmış olmaktır.