2.3
İNSAN OLARAK HAYATTA KALABİLMEK
Akıl, insanın, insan olarak hayatta kalmasının temel aracı olduğundan;
rasyonel (akli) bir varlığın hayatına uygun olan şeyler iyidir; rasyonel bir
hayatı inkar eden, ona karşı olan, onu tahrip eden şeyler kötüdür.
İnsana gerekli olan herşey, insan aklınca keşfedilmek ve insan gayretiyle
üretilmek durumunda olduğundan, insanın iki temel işi: düşünmek ve üretmektir.
Bazı insanların düşünme işine girişmediği, fakat yine de hayatta
kalabildiği bir gerçektir. Bunlar, yaptıkları işin tabiatını anlamak için hiçbir
gayret göstermeksizin, eğitilmiş hayvanlar gibi başkalarından gördükleri
hareketlerin ve duydukları seslerin rutinini taklit ederek bu işi başarırlar.
Fakat, insanın düşünmek ve üretmekle hayatta kalabileceği prensibi hala
doğrudur; çünkü, böylelerinin hayatta kalmak için taklit ettikleri hareketleri
keşfetme işini, düşünmek ve üretmek eylemlerini gerçekleºtirmeyi seçmiº olan
insanlar başarmıştır. Bu tür zihin parazitlerinin hayatta kalması, tamamen şansa
kalmıştır; onların odaklanmamış zihinleri, kimi taklit edeceklerini, kimin hareketlerini takip etmenin
güvenli bir iş olduğunu söylemekten bile aciz olabilir. Yerine getirmekten
kaçındıkları bilinçli olmak sorumluluğunu, onlar adına yüklendiğini söyleyen
herhangi bir tahripkarın peşine takılarak uçuruma yürüyenler, bu tür
insanlardır.
Düşünmek ve üretmek yoluyla hayatta kalma işine girişmeyen başka bir
gurup insan, kaba kuvvet ve hile yoluyla veya üreten insanları yağmalayarak,
soyarak, kandırarak, köleleştirerek, hayatta kalmaya çalışırlar; fakat, insanın
hayatta kalma prensibi hala doğrudur: bu haydutların hayatta kalması, düşünmeyi
ve üretmeyi seçmiş kurbanlarının başarısı sayesinde mümkün olmuştur. Bu
yağmacılar, insana özgü bir davranış çizgisi izleyerek yaşamayı seçmiş olanları
tahrip ederek var kalabilen parazitlerdir.
Akıl yoluyla değil, şiddet yoluyla hayatta kalmayı deneyen insanlar,
hayvanların hayatta kalma yöntemiyle yaşamayı deneyenlerdir. Fakat, nasıl ki
hayvanlar, bitkilerin hayatta kalma yöntemiyle yaşayamazlarsa, yani sabit bir
yerde kalıp, toprağın kendilerini beslemesini bekleyemezlerse; insanlar da,
hayvanların yöntemiyle hayatta kalmayı, yani aklı reddedip, üretken insanları
kendilerine yem edinerek yaşamayı başaramazlar. Bu yağmacılar, o andaki
amaçlarına erişmiş görünürler; fakat, bir yandan yemlerinin bir gün tükenecek
olması olgusu, öte yandan kendilerini yıkıma götüren hiçbir yolu teşhis
edemeyecek kadar bilinçsiz oluşları olgusu, onların sonunu getirir. Bu teze
kanıt bulmak için, herhangi bir kriminalin hayat hikayesini veya herhangi bir
diktatörlüğün tarihini okumak yeterlidir.
Hayvanlardan farklı olarak insanlar, sadece o anın menzili içinde
davranarak hayatta kalamaz. Bir hayvanın hayatı; üremek, kış için besin
depolamak gibi, sürekli yinelenen bir dizi döngüden ibarettir; bir hayvanın
bilinci, hayatının tamamını bütünleştirecek kadar güçlü değildir; hayvan
bilincinin bütün gücü, geçmişle bağlantı kurmaksızın, onu, bir sonraki döngüye
tekrar getirmekten ibarettir. İnsan hayatı ise, sürekli bir
bütünlüktür; insan hayatının her dakikası, günü, yılı: geçmişinde kalan bütün
günlerin topunun iyi veya kötü yönleriyle bir sonucudur. Seçeneklerini
değiştirmekte, davranış çizgisinin istikametini değiştirmekte, hatta bir çok
durumda geçmişteki davranışlarının sonuçlarını telafi etmekte serbesttir; fakat,
geçmişinden kaçmakta serbest değildir; bir hayvan gibi veya bir serseri gibi,
hep anın menzilinde davrandığı halde, hiçbir şekilde tıkanmadan yaşayabilmekte
serbest değildir. Bir insan, hayatta kalma görevini başarmak istiyorsa;
davranışlarının kendi tahribine yönelmesini istemiyorsa; amaçlarını, değerlerini
ve davranış çizgisini seçmek zorundadır. Hiçbir duyumu, algısı, dürtüsü,
içgüdüsü, keyfi, zevki, bu seçme işini başaramaz; ancak aklı bunu başarabilir.
İnsanın insan olarak hayatta kalmasının
anlamı budur. İnsanın bu anlamda hayatta kalması, o an
için yaşamak veya sadece fiziki olarak yaşamak demek
değildir. İnsanın hayatta kalma meselesi, akılsız bir vahşinin, bir başka vahşi
tarafından kafatası parçalanana kadar fiziken bir süre yaşaması demek değildir.
"Ne bahasına olursa olsun hayatta kalmak" için, her şartı kabul edebilen, her
değeri terk edebilen, her hayduda boyun eğen insanların fiziken bir süre için
daha yaşaması, insanın insan olarak hayatta kalması demek değildir. "İnsanın insan olarak hayatta kalması,"
rasyonel bir varlık olarak bütün ömrü boyunca, mevcudiyetin onun seçeneğine açık
her veçhesinde, her faaliyetinde akılla davranması demektir.
İnsan, ancak insan olarak hayatta kalabilir. Hayatta kalma aracını, yani
aklını terketmeğe muktedirdir; kendisini, insan-altı
bir yaratığa çevirmeğe muktedirdir; hayatını çok uzun
sürmeyecek bir ıstıraba çevirmeğe muktedirdir. Fakat, insan-altı bir
varlık olarak davrandığı halde, insan-altı bir varlığın elde edebileceğinden
daha fazlasını elde etmeğe muktedir değildir; insanlık
tarihinin anti-akıl dönemlerinin dehşeti, bu gerçeğin hatıra defteridir. İnsan
olmak kendiliğinden gerçekleşen bir şey değildir; bir insan, insan olmayı seçerek insan olur. İnsana, insan
olmayı nasıl seçeceğini, ahlak öğretir.