2.2.1
Aşağı-seviyeli canlılar ve değerler
Bitkiler gibi basit organizmalar, otomatik fiziki fonksiyonları sayesinde
hayatta kalabilir. Bir ağaç, hiçbir iradi çaba göstermeden, kökleriyle aldığı
maddeler ve yapraklarıyla yararlandığı güneş ışınları yoluyla, bu girdiler
mevcut oldukça ve bu kanallar açık kaldıkça, otomatik olarak hayatta kalır.
Hayvanlar gibi daha üst seviye organizmalar ise, otomatik olarak hayatta
kalamaz: ihtiyaçları karmaşıktır ve bu ihtiyaçları gidermek için
girişebilecekleri eylem tarzlarının sayısı, bir çoktur. Fiziki fonksiyonları,
dış çevreden temin edilen maddeleri otomatik olarak vücuda yararlı hale koyar;
fakat bu maddeleri temin edemez. Bunları temin etmek
için, yüksek seviyeli organizmanın bilinç denen yeteneğe ihtiyacı vardır. Bir
bitki üzerinde büyüdüğü topraktan, gerekli maddeleri elde eder. Bir hayvan
bunları avlayarak elde eder. Bir insan ise bunları üreterek elde eder.
Bitkinin eylem biçimini seçmek gibi bir sorunu yoktur; yöneldiği amaçlar,
otomatik ve fıtridir (doğuştandır), tabiatı tarafından belirlenmiştir.
Mineraller, su, güneş ışığı, bitki için elde etmesi gerekli değerlerdir;
değerlerinin bunlar olmasını, onun tabiatı belirler; ve bu değerleri otomatik
bir eylemler dizisi ile elde eder. Fiziki ortamdaki değişikliklere uygun olarak
-don, kuraklık vs.- bazı bitkiler değişime uğrama kapasitesine sahiptir; fakat,
bu değişim de otomatiktir. Yani, bir bitkinin hayatta kalması ile kalmaması
arasında, o bitki açısından bir alternatif yoktur: organizmasında mevcut
fonksiyonlar, otomatik olarak onun hayatta kalması doğrultusunda çalışır; bu
fonksiyonlar, bitkiyi tahrip etmek için çalışamaz.
2.2.2
Yukarı-seviyeli canlılar ve değerler
Daha yüksek seviyeli organizmalarda, hayatta kalmak için mevcut eylem
alanı daha geniştir. Bu genişlik, organizmanın bilincinin menziliyle doğru
orantılıdır. Bilinci olan canlıların alt-seviyeli olanlarında, sadece duyu yeteneği vardır ki; bu yetenek,
onların eylemlerini yöneltmeğe ve ihtiyaçlarını karşılamağa yeterlidir. Bir
duyum, dış dünyadan gelen bir stimulusun duyu organında ürettiği otomatik bir
tepkidir; bir duyum, onu doğuran stimulus sürdüğü müddetçe duyulur; stimulus
bitince duyum biter. Mesela, görülen bir cisim, o cisim ortadan kaybolunca veya
yeterli ışık olmayınca görülmez olur. Duyumlar otomatik bir sonuçtur, otomatik
bir bilgi şeklidir; yani, gerekli ışık oldukça ve göz açık kaldıkça karşıdaki
cisim görmeden edilemez; olmayan bir cisim de, istense de görülmez. Duyum
yeteneğinden daha ileri bir mekanizmaya sahip olmayan bir organizma, vücudundaki
zevk-acı mekanizmasının rehberliğiyle davranır; yani, böyle bir canlı, otomatik
bilgilere, dolayısiyle otomatik bir değerler sistemine sahiptir. Bu canlının
hayatı, davranışlarını yönelten değer standardıdır. Kendisine açık olan davranış
biçimleri yelpazesi içinde, otomatik olarak hayatını sürdürecek biçimde
davranır; kendini tahrip edecek bir şekilde davranamaz.
Daha yüksek seviyeli organizmalar ise çok daha güçlü bir bilinç biçimine
sahiptir: duyumları muhafaza etme yeteneği, yani algılama yeteneği. Bir "algı",
yaşayan bir organizmanın beyni tarafından otomatikman muhafaza edilen ve
beyindeki diğer bilgilerle bağlantılandırılan bir gurup duyumdur. Algılar,
sadece stimuluslardan değil, varlıklardan (bütünlüklerden),
şeylerden haberdar olma yeteneğini sağlar. Bir hayvan, yalnızca o an hissettiği
duyumlarının değil, algılarının rehberliğinde davranır.
Davranışları, tek tek, ayrı stimuluslara karşı, tek tek ve kopuk tepkiler olarak
değil, karşısındaki algısal realitenin bütünsel
haberdarlığıyla beslenen eylemler biçiminde doğar. Yani, hayvan, halihazırda
mevcut algısal somutlukları kavrayabilir, algısal, otomatik çağrışımlar
yapabilir; fakat, daha ileri gidemez. Avlanma ve gizlenme gibi özel durumlarda
ne yapacağına dair bazı hünerleri, yüksek seviyeli hayvanların anne-babaları
yavrularına öğretebilir. Fakat, bir hayvanın, öğreneceği bilgi ve hünerlerin ne
olacağı hakkında herhangi bir seçim yapma imkanı yoktur; bunlar, sadece nesilden
nesile tekrarlanır. Yine, bir hayvanın davranışlarını yönelten değer
standardının ne olacağı konusunda da bir seçeneği yoktur: duyumları ona otomatik bir değerler sistemi
sağlar; yani, duyumları, ona, neyin iyi neyin kötü olduğuna dair, başka bir
deyişle, neyin ona yararlı neyin zararlı olduğuna dair, otomatik bir bilgi
sistemi sağlar. Bir hayvanın bilgisini geliştirmek veya bir şeyi bilmekten
kaçınmak gibi bir gücü yoktur. Bilgisinin ve duyumlarının yetersiz olduğu
durumlarda, yok olur. Hızla gelen bir aracın önüne çıkmasına engel içgüdüleri
olmayan bir hayvan, bunu yaparsa, ölür. Fakat, bir hayvan, hayatta kaldığı
sürede, kendi otomatik hayatta kalma mekanizmasının emniyetiyle yaşar: kendi
bilincini askıya alamaz; algılamamak gibi bir seçim yapamaz; kendi iyiliğini
görmezden gelemez; kötüyü seçerek kendi yıkımı için çalışamaz.