1.2
BİRKAÇ METAFİZİK TATBİKATI
Felsefi bir çok yanılgının kökeninde, "Mevcudiyetin Önceliği" aksiyomunun
zımnen veya açıkca reddedilmesi yatar. Bu reddiye, "Mevcudiyetin Önceliği"
aksiyomunun zıddı olan "Bilincin Önceliği" nosyonunun açıkca kabul edilmesinden
ziyade, "Mevcudiyetin Önceliği" aksiyomunun kabulünün mantıki sonuçları olan
Kimlik Kanunu'nu ve bu kanunun eyleme tatbikatından başka bir şey olmayan
Nedensellik Kanunu'nu inkar etmek halinde ortaya çıkar. Bu bölümde, hem bu
yanılgılardan bazıları sergilenecek, hem de bilinç-mevcudiyet ilişkisi
üzerindeki bazı tatbikatlar yapılacaktır.
1.2.1
Evrenin "İlk Sebep"i ve "Tabiat-üstü" Meselesi
Evren, mevcut şeylerin tümüdür. Başka bir deyişle, evren, -sadece dünya,
gezegenler, yıldızlar, galaksiler, uzay değil- mevcut olmuş, halen mevcut olan,
mevcut olacak herşeydir. Böyle anlaşılan bir evren için bir "sebep"
gerekmeyeceği aşikardır. Fakat, aklın büyük filozofu Aristo bile, evrene bir
"İlk Sebep" üzerine uzun argümanlar yapar. Eski Yunan Felsefesi'nde bir "İlk
Sebep" veya bir "İlk Muharrik" olarak nitelenen ve evrenin başlangıcını
açıkladığı farz olunan "tabiat-üstü" bir kuvvet, dini felsefelerin haklılık
iddialarının da temelinde yatar.
"Tabiat-üstü" üzerindeki en eski argümanlardan biri, "Ontolojik
(Varlıkbilgisel) Argüman" olarak bilinir. ("On": Eski Yunanca Varlık) "Bilincin
Önceliği" nosyonunun tipik bir örneği olan bu argüman -mesela, Rene
Descartes'ın (1596-1650)
felsefesinde- şuna benzer geliştirilir:
1. Bir Mükemmel Varlık düşünüyorum. Bu Mükemmel Varlık; sonsuzdur,
herşeyi bilir, herşeye güçlüdür, herşeyin yaratıcısıdır.
2. Bu fikir aklıma nereden geldi? Ben, sonlu, sınırlı bir varlık olarak,
böyle sonsuz, sınırsız bir Varlık'ı nasıl düşünebilirim?
3. Bu fikir; benim sonlu, sınırlı deneylerimden gelmiş olamaz.
Dolayısiyle, bu fikir, benim ruhuma, "tabiat-üstü" bir kuvvet tarafından fıtren
ekilmiştir; çünkü, fizik kanunlarının ortaya koyduğuna göre, sonlu, sınırlı bir
şey, sonsuz, sınırsız bir şey üretemez. O halde, "tabiat-üstü" bir kuvvet
vardır.
Descartes'ın "Cogito, ergo sum" ("Madem ki düşünüyorum; o halde, varım")
nosyonunun bir benzeri olan bu argümanı çürütmek için, "Mevcudiyetin Önceliği"
aksiyomu karşısında "Bilincin Önceliği" nosyonu konusunda söylenenler
tekrarlanmalıdır. Özetle; bir düşüncenin zihinde var olması; realitede, bu
düşünceye karşılık olan birşey bulunmasını zorunlu kılmaz; zihin, yanılgıya
düşmeye muktedir bir organdır.
"Tabiat-üstü" nosyonunu savunan felsefelerden bazıları, böyle bir
kuvvetin varlığının, aklen isbat edilemeyeceğini; bu kuvvetin, hiçbir akli
gerekçe aranmadan, inançla kabul edilmesini ister; ve, böyle bir inancın insana
yararlı olduğunu iddia eder. İnsan, tabiatı itibariyle akıllı bir canlıdır;
dolayısiyle, kendisine neyin yararlı olduğu konusundaki bilgiyi, ancak akıl
yoluyla elde edilebilir. İnsandan; kendi aklıyla bulduğu deliller hilafına
davranmasını istemek; ondan, kendi tabiatının dikte ettiği tarza rağmen
davranmasını istemek demektir. Kendi tabiatına karşı davranan bir canlı, kendi
kendini tahribe girişmiş bir canlıdır. Bu kitaptaki felsefe, akla açıkça karşı
olanlarla, entellektüel tartışmaya girişilemeyeceğini kabul eder.
Başka bazı felsefeler ise, "tabiat-üstü"nün varlığının aklen isbat
edilebileceğini iddia eder. Oysa; "mevcudiyetin önceliği" aksiyomunca ortaya
konduğu gibi, böyle bir isbat imkansızdır. Bugüne kadar, "tabiat-üstü"nü akla
dayanarak isbatlayacağını öne süren argümanların hepsi çürütülmüştür.
İnsanlar, zihni bağımsızlığa sahiptir; herhangi bir insanın, dilediği
herhangi bir şeye, bu arada "tabiat-üstü"ne inanmaya hakkı vardır ve bu onun
meselesidir; fakat, bir "tabiat-üstü"nün varlığını isbatlamak için ortaya
atılmış argümanların çürütülmesi, "tabiat-üstü"cü felsefelerden bazılarının
talep ettiği "akla uygunluk" sıfatının verilmemesini haklı kılan bir zemin
yaratmağa yetmelidir.