1.2.6
Zihin-Beden Sahte Zıtlığı
"Zihin-Beden" sahte zıtlığı, irrasyonel felsefelerin temel öğretisidir ve
çeşitli isimlerle ortaya çıkar: "ruh-madde," "bilinç-madde," "zihin-dünya,"
"duygu-mantık," "düşünce-eylem," "akıl-beden," "arzu-realite," "ahlak-pratik,"
"teori-pratik," "akıl-kalp," "idealizm-materyalizm," "spiritüelizm-materyalizm"
vs.
Bu sahte zıtlığın kaynağı, mevcudiyet (realite) ve bilinç arasında bir
zıtlık görmektir. Rasyonel bir felsefe, mevcudiyet ve bilinç arasındaki doğru
ilişki üzerinde bina olur: insanın maddesi ve bilinci arasında hiçbir zıtlık
yoktur; insan, bu ikisinin bölünmez bütünlüğüdür. Mevcudiyet mevcuttur; bilinç,
mevcut olandan haberdar olma yeteneğidir. Dolayısiyle, mevcut herhangi bir şeyle
ilgili olmayan bir bilinç olmaz; bilinç olmaksızın, mevcut olan bir şeyden
haberdar olunmaz.
İrrasyonel felsefeler; insanı, madde ve bilinç olarak ikiye böler ve bu
iki parçayı birbirine hasım tayin eder; insana, bedeninin ve zihninin ölümcül
bir kavgaya girişmiş iki düşman olduğunu; beden ve zihnin, zıt tabiatlara,
çelişen taleplere, uyuşmaz ihtiyaçlara sahip olduğunu; birine faydalı olan şeyin
diğerine zararlı olduğunu; ruhunun "tabiat-üstü" bir boyuta ait olduğunu;
bedeninin, ruhunu bu dünyaya zincirlemiş bir hapishane olduğunu; iyiliğin,
yıllar süren sabırlı bir çabayla, beden denen bu zindanı yıkıp mezarın
özgürlüğüne kavuşmaktan ibaret olduğunu öğretir.
İrrasyonel felsefeler, insanın, -her ikisi de ölümün sembolü olan bu iki
elementin meydana getirdiği- zavallı bir uygunsuzluk olduğunu öğretir. Oysa;
ruhsuz bir beden, hiçbir şeye muktedir olamayacak bir cesettir; bedensiz bir
ruh, hayalet denen kurgudur; fakat, onların insan tabiatı olarak bildikleri tek
şey: kötülük yapmaya muktedir bir cesetle, insanın bildiği şeylerin
varolmadığını, sadece bilinemeyenlerin varolduğunu zanneden bir hayaletin
kavgasının muharebe sahasıdır.
Zihin-beden zıtlığı doktrinini ortaya atanlar; insanı zayıflatarak esaret
altına almak isteyenlerdir. Spiritüelist olanları, insan bedeninin hiç olduğunu;
materyalist olanları, insan bedeninin herşey olduğunu; fakat, her ikisi de,
aklın reddedilmesi gerektiğini öğretir. Aklını teslim eden insan, anlayamayacağı
ve kontrol edemeyeceği iki canavarın insafına kalır: sebebi belirsiz
reflekslerin davrandırdığı bir beden ve mistik ilham ve vahiylerin davrandırdığı
bir ruh. Bilincini reddeden bir insan, zorbadır; bedenini reddeden bir insan,
şizofrenik bir hastadır. Entellektüel alanı reddeden bir insan, programsız bir
robottur. Maddi dünyayı reddeden bir insan, onu kötülüğe teslim eden bir
korkaktır.
Rasyonel bir insan, bu sahte zıtlığın bütün türlerini reddeder; o, bütün bir insandır: eylem adamı olan
bir düşünürdür. Arkadan gelecek eylemlerle bağlantısız fikirlerin sahte
olduğunu, fikirlerle bağlantısız eylemlerin ise, intihar olduğunu bilir.