1.2.2
Hayırhah Evren Metafiziği
Bazı insanların hiç edinemediği, bazı insanların sadece gençliklerinde
sahip olduğu, ancak küçük bir gurup insanın hayatının sonuna kadar sahip olduğu
temel bir doğru vardır: fikirler hayatidir. İnsanın
gençliğinde bu kanaat, doğruluğu aşikar bir mutlak olarak kabul edilir; tersine
inanan insanların varolduğuna inanılmaz. Fikirler hayatidir demek: bilgi
hayatidir, hakikat hayatidir, zihin hayatidir, demektir. Büyüme sürecinde bu
kanaate sahip olmanın verdiği şevk, gençliğin en güzel
yönüdür.
Rasyonel bir insan, bütün ömrü boyunca bu kanaati terk etmez. Böyle bir
kanaate sahip olan bir insan, kötünün gücüne, onun galip geleceğine inanmaz. Bu
insan, kendi yakın arka planında ne kadar büyük bir yozlaşma görürse görsün, bu
olguyu normal, sürekli, metafiziken kaçınılmaz olarak
görmez. Hisseder ki: "Bu adaletsizlik (veya terör veya sahtelik veya belirsizlik
veya acı veya ıstırap) hayatın kuralı değil, istisnasıdır. Kendi çevremde veya
erişimimde bir yerde olmasa da, yeryüzünün bir yerinde, doğru, insani, adil bir
hayat mümkündür."
Bu insan için, evren hayırhah bir yerdir: kazalar ve
başarısızlıklar mümkündür; fakat, bunlar hayatın esası değildir; tersine, başarı
ve mutluluk (değerlere varılması) hayatın esasıdır.
Ama, "hayırhah evren," evrenin insana nazik olduğu, onun amaçlarını elde
etmeye yardımcı olmak üzere beklediği anlamına gelmez. Evren, nötrdür; ne iyi,
ne kötüdür; neyse, odur; insana karşı kayıtsızdır. Oysa, insan, evrene kayıtsız
kalamaz; kendini, evrende varkalmaya adapte etmelidir. Fakat, insan kendini
evrene adapte ettiği süre (yani, düşündüğü, değerlendirdiği ve akli davrandığı
süre) değerler elde edebilecektir (ve kazalar dışında elde edecektir); evren, bu
anlamda hayırhahtır.
Acı, ıstırap, cefa, metafizik öneme sahip değildir; bunlar, realitenin
tabiatını izah etmez ve ciddiye alınmamalıdır. Trajedi, insanların tabii durumu
değildir. Sürekli bir felaket korkusu altında yaşamaya gerek yoktur; felaket,
ancak onun geleceğini gösteren spesifik sebepler varsa beklenmeli ve karşılaşıldığında onunla
savaşılmalıdır. Gayri-tabii olan; mutluluk değil, cefadır. İnsan hayatında
anormal istisna, başarı değil, başarısızlıktır. Felaketle karşılaşıldığında, bir
tek mukabele vardır: eylem: ne yapılabilir? En küçük bir şansın varlığı dahi,
yenilgiyi reddetmek için yeterlidir. Tehlike karşısında yapılabilecek herşey
yapılmalıdır; çünkü, başarısızlık değil, başarı kuraldır.
1.2.3
Bedhah Evren Metafiziği
"Hayırhah Evren" metafiziğinin tersi, "Bedhah Evren" metafiziğidir. Bu
metafizik, insanın tabiatı itibariyle çaresiz ve güçsüz olduğunu; insanın başarı
göstermesinin, mutlu olmasının ve amaçlarına ulaşmasının imkansız olduğunu;
olağanüstülüklerin, felaketlerin ve afetlerin hayatının normal tarzı olduğunu,
temel gayesinin bunlarla savaşmak olduğunu kabul eder.
Bu metafiziğin yanlışlığının en basit delili olarak, (yani, felaketlerin
bir istisna olduğunun küçük bir delili olarak) sigorta şirketlerinin yaptığı
muazzam servetler gösterilebilir.
"Bedhah Evren" metafiziği, bir boşluğun yerine geçer: temel felsefi
meselelerde yanlış fikirlere sahip olmak, hayırhah evren metafiziğinin köklerini
keserek onu tahrip eder ve ortaya çıkan boşluk, bedhah evren metafiziğince
doldurulur. Mesela; içinde yaşadığımız bu dünyanın, tam, nihai, mutlak realite
olduğu görüşünden en küçük bir sapma: insanın dünyayla alışverişte olma gücüne
olan güvenini sarsacak ve bedhah evren prensibine yol açacaktır. Keza;
epistemolojide, aklın realiteyi kavramakta tek yol olduğu prensibinden en küçük
bir sapma: insanı, akli kapasitesini tam kullanma imkanından (yani, yaşamak için
gerekli değerleri elde etmek için gerekli en önemli aletinden) yoksun bırakacak;
yenilgi ve trajedi kaçınılmaz olacaktır. Aynı şey, ahlak için de geçerlidir.
Eğer insanlar, yaşamakla çelişen değerlere sahip olurlarsa; yaşadıkları sürece o
değerleri elde edemeyecekler; kötülüğün güçlü olduğuna ve kendilerinin,
sefalete, cefa ve başarısızlığa mahkum olduğu inancına varacaklardır. İnsanlarda
bedhah evren inancını doğuran en önemli şey, irrasyonel bir ahlaka sahip
olmaktır.
Schopenhauer'in şu sözleri, bedhah evren metafiziğine tipik bir örnektir:
"Kim ne derse desin, mutlu insanın en mutlu anı, uykuya daldığı andır ve mutsuz
bir insanın en mutsuz anı, uykudan uyandığı andır. İnsan hayatı, bir tür hata
olmalı."
Elbette burada "bir tür hata" vardır; fakat, bu hata, "insan hayatı"
değildir. Hata, insanı hurdaya çeviren (onu yaşayamaz hale getiren)
felsefelerindir. Hata, Schopenhauer'inkiler gibi fikirleri barındıran
felsefelerindir.
1.2.4
Byronik Evren Metafiziği
Romantik yazarlardan bazılarının eserleri, öyle bir evren metafiziği
üzerine göre kurulmuştur ki; bu metafiziğe göre, insan, kendi bilinci üzerinde
kontrol gücüne sahiptir, fakat mevcudiyet karşısında çaresizdir; başka bir
deyişle, kendi karakterini inşa etmekte ve değerlerini seçmekte güç (irade)
sahibidir, fakat fiziki dünyada amaçlarını gerçekleştirmekte güçsüzdür. Bu
görüşe sahip yazarların eserlerini karakterize eden özellik, bu eserlerin,
görkemli tema ve karakterlere sahip olması, fakat entrikadan yoksun olması ve
derin bir trajedi duygusunu ("bedhah evren" anlayışını) barındırmasıdır. Çoğu
şair olan bu yazarlara en büyük örnek, (Lord) Gordon George Byron'dur
(1788-1824).
"Byronik evren" metafiziğinin esası şöyle ifade edilebilir: insan, kaderi
üzerinde hiçbir kontrola sahip değildir; bu bedhah kader, onu yenilgiye mahkum
etmiştir; fakat yine de, kahramanca bir hayat sürdürmeli ve değerleri için
savaşmalıdır. "Byronik evren" metafiziği, bir anlamda, bir karmadır: insanın
kendi bireyi ile ilgili iken, "hayırhah evren" metafiziğini, insanın
mevcudiyetle ilişkisisinde ise, "bedhah evren" metafiziğini benimsemektedir.